Hemen Ara
WhatsApp
Makaleler

Zorunlu Arabuluculuk

26 Temmuz 2026 Güncellendi: 8 Ağustos 2026 12 dk okuma

Zorunlu Arabuluculuk, kanunun belirlediği bazı özel hukuk uyuşmazlıklarında mahkemeye gitmeden önce geçilmesi gereken, arabulucunun müzakereyi yönettiği görüşme sürecidir. Arabulucu karar vermez; amaç, tarafların kendi iradeleriyle anlaşmaya varmasıdır ve süreç gizlilik ilkesiyle yürütülür. İşçi-işveren alacakları ve işe iade, belirli ticari para alacağı ile tazminat talepleri, tüketici ve kira ilişkilerinden doğan birçok çekişmede bu aşama dava şartıdır; anlaşma olursa yazılı belge düzenlenir, olmazsa son tutanakla yargı yolu açılır. Başvuru genellikle adliyedeki arabuluculuk bürosu üzerinden yapılır; taraflar bizzat veya avukatlarıyla toplantıya katılabilir. En sık hata, uyuşmazlığı yanlış kapsamda gösterip tutanağı eksik düzenleterek usul engeline takılmaktır.

Dava şartı arabuluculuk ne demek, hangi durumlarda aranır?

Zorunlu ve ihtiyari arabuluculuk farkı

Arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği özel hukuk uyuşmazlıklarında, bağımsız ve tarafsız bir üçüncü kişi olan arabulucu eşliğinde yürütülen bir müzakere yöntemidir. Arabulucu hüküm kurmaz. Karar, tarafların kendi iradesiyle şekillenir.

İhtiyari (iradi) arabuluculuk, tarafların isterse başvurduğu yoldur. Uyuşmazlık mahkemeye gitmeden önce de sonra da tercih edilebilir.

Zorunlu (dava şartı) arabuluculuk ise kanunun özellikle saydığı bazı uyuşmazlıklarda, dava açmadan önce arabulucuya başvurmayı usulden zorunlu kılar. Buradaki “zorunluluk”, tarafların mutlaka anlaşması değildir. Zorunlu olan, süreci denemek ve sürecin anlaşmayla sonuçlanmadığını (veya başka bir nedenle bittiğini) “son tutanak” ile belgelemektir.

Özetle: Dava şartı arabuluculuk, mahkemeye giden yolun kapısını açan bir ön aşamadır. Doğru uyuşmazlık türünde, doğru başvuru ile ilerlemek gerekir; aksi halde dava, usulden sorun yaşayabilir.

Arabuluculuğun temel ilkeleri ve gizlilik

Arabuluculuğun omurgası birkaç temel ilkeye dayanır: gönüllülük (iradilik), tarafların eşitliği, arabulucunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı ve gizlilik.

Gizlilik kuralı pratikte şunu sağlar: Taraflar daha rahat konuşur, öneri sunar, pazarlık eder. Kanuna göre, taraflar aksini kararlaştırmadıkça arabulucu süreçte öğrendiği bilgi ve belgeleri gizli tutmakla yükümlüdür.

Buna ek olarak, arabuluculuk sırasında ileri sürülen tekliflerin, kabullerin ve yalnız bu süreç için hazırlanan bazı belgelerin daha sonra dava veya tahkimde delil olarak kullanılamaması esastır. Böylece “müzakere masası”, yargılamada aleyhe kullanılacak bir alana dönüşmez.

Hangi uyuşmazlıklarda arabuluculuğa başvuru zorunludur?

İş uyuşmazlıklarında zorunluluk kapsamı

İş mahkemelerinin görev alanına giren bazı taleplerde, dava açmadan önce arabulucuya başvuru zorunludur. En yaygın örnekler şunlardır: işçi alacakları (ücret, fazla mesai, yıllık izin, kıdem ve ihbar), işe iade, hizmet sözleşmesinden doğan tazminat ve benzeri parasal talepler.

Burada kritik ayrım şu: İş ilişkisinden doğsa bile her konu otomatik olarak zorunlu arabuluculukta değildir. Özellikle iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi-manevi tazminat ve bunlarla bağlantılı bazı tespit ve rücu dosyalarında uygulama farklılaşabilir. Dosyanın “alacak davası mı, iş kazası tazminatı mı?” olduğunun doğru kurulması gerekir.

Ticari uyuşmazlıklarda zorunluluk kapsamı

Ticari davalarda zorunluluk, her ticari ihtilafı kapsamaz. Genel kural, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için dava şartı arabuluculuğun aranmasıdır. Örneğin; fatura alacağı, sözleşmeden doğan bedel, ticari tazminat, itirazın iptali gibi parasal eksenli pek çok uyuşmazlık bu gruba girer.

Buna karşılık, tamamen parasal nitelik taşımayan bazı ticari davalarda (örneğin belirli tespit veya iptal talepleri gibi) zorunluluk tartışmalı hale gelebilir. Bu tip sınır dosyalarda talep sonucunun doğru formüle edilmesi önemlidir.

Tüketici ve kira uyuşmazlıklarında zorunluluk kapsamı

Tüketici uyuşmazlıklarında kural olarak tüketici mahkemesinde dava açmadan önce arabuluculuğa gidilir. Ancak uygulamada iki büyük istisna öne çıkar: tüketici hakem heyetinin görev alanına giren (parasal sınır altında kalan) başvurular ve hakem heyeti kararına itiraz yoluyla açılan dosyalar.

Kira uyuşmazlıklarında ise kira ilişkisinden doğan davaların önemli bir kısmında arabuluculuk dava şartıdır. Kira bedeli, uyarlama, depozito, tahliye gibi talepler bu çerçevede sık görülür. Buna karşılık İİK’ya göre ilamsız icra yoluyla tahliye süreci, arabuluculuk dava şartının dışında bırakılmıştır. Bu ayrım, “tahliye” kelimesi geçse bile izlenecek yolun değişmesine neden olur.

Zorunlu arabuluculuk kapsamı dışında kalan haller

Aile hukuku ve kişilik hakları gibi istisnalar

Zorunlu arabuluculuk, her uyuşmazlıkta uygulanmaz. Temel ölçüt şudur: Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği konularda arabuluculuk yoluna gidilemez. Bu yüzden aile hukukunda “kişisel durum”a ilişkin davalar genellikle arabuluculuğa elverişli değildir. Boşanma, soybağı, velayet gibi başlıklarda mahkemenin denetimi ve kamu düzeni boyutu ağır basar.

Ayrıca aile içi şiddet iddiasını içeren uyuşmazlıklar, kanunda açıkça arabuluculuğa elverişli sayılmamıştır. Bu durumda “dava şartı arabuluculuk” beklenmeden, doğrudan yargısal ve koruyucu mekanizmalara başvurmak gerekir.

Kişilik hakları bakımından da tek bir kalıp kural yoktur. Örneğin nüfus kaydı, ad-soyad düzeltme gibi “kişisel durum” işlemleri, tarafların anlaşmasıyla serbestçe belirlenebilen alanlar değildir. Bu tip dosyalarda arabuluculuk, doğru yol olmaz.

İdari işlemler ve kamu düzenine ilişkin durumlar

Arabuluculuk sistemi esasen özel hukuk uyuşmazlıkları için kurulmuştur. Bu nedenle bir idari işlemin iptali gibi idari yargının konusuna giren uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk aranmaz. Aynı şekilde kamu düzenini doğrudan ilgilendiren ve tarafların serbest iradesiyle “bitirilemeyecek” alanlarda da arabuluculuk uygulanmaz.

Önemli bir ayrım: “İdare” (kamu kurumu) taraf olsa bile, uyuşmazlık özel hukuk ilişkisinden doğuyorsa (örneğin sözleşmesel bir alacak gibi), arabuluculuk gündeme gelebilir. Burada belirleyici olan, taraf sıfatından çok uyuşmazlığın niteliğidir.

Arabuluculuğa başvuru nereye yapılır, yetkili yer nasıl belirlenir?

Arabuluculuk bürosu ve UYAP üzerinden başvuru

Zorunlu arabuluculukta başvuru, kural olarak adliyedeki arabuluculuk bürosuna yapılır. Büro, başvuruyu kayda alır ve arabulucuyu görevlendirir. Adliye arabuluculuk bürosu olmayan yerlerde ise başvuru, görevlendirilen sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü üzerinden yürür.

Başvuru sadece fiziken yapılmaz. Uygulamada en hızlı yol, UYAP üzerinden elektronik başvurudur. Vatandaşlar e-Devlet doğrulamasıyla UYAP Arabulucu Başvuru Sistemi üzerinden başvuru oluşturabilir. Avukatla takip edilen dosyalarda ise çoğu işlem UYAP Avukat Portal üzerinden yürütülür.

Başvuruda genelde şu bilgiler aranır: tarafların kimlik veya vergi bilgileri, bilinen iletişim bilgileri, uyuşmazlığın özeti, talep edilen alacak veya tazminat kalemleri ve varsa dayanak belgeler. Taraflar bir arabulucu üzerinde anlaşmışsa, başvuruda bunu belirtmek mümkündür. Arabulucu seçimi için güncel sicil listesinden yararlanmak isterseniz Adalet Bakanlığı arabulucu listesi temel kaynaktır.

Yetkili büro seçimi: yerleşim yeri ve ifa yeri

Dava şartı arabuluculukta yetki, pratikte iki güvenli kritere göre belirlenir: karşı tarafın yerleşim yeri ve işin yapıldığı veya edimin ifa edildiği yer. Karşı taraf birden fazlaysa, bunlardan birinin yerleşim yerindeki büroya başvuru yapılması çoğu durumda yeterlidir.

Karşı taraf ilk toplantıda yetkiye itiraz edebilir. Yetki tartışması, süreci uzatabildiği için başvurudan önce doğru yer seçimi önemlidir.

Karşı tarafın adresi bilinmiyorsa ne olur?

Adres hiç bilinmiyorsa bile başvuru genellikle yapılabilir. Elinizdeki en güncel bilgileri (eski adres, telefon, e-posta, işyeri bilgisi, vergi numarası gibi) başvuruya yazmanız gerekir. Büro ve arabulucu, dosya kapsamında taraflara ulaşmak için mevcut iletişim yollarını kullanır ve gerektiğinde ilgili kurumlardan iletişim bilgisi talep edebilir.

Tüm çabalara rağmen karşı tarafa ulaşılamazsa veya karşı taraf görüşmeye katılmazsa, süreç son tutanak ile biter. Zorunlu arabuluculukta önemli olan “mutlaka anlaşmak” değil, usule uygun şekilde sürecin tamamlanmasıdır. Bu tutanakla dava yoluna geçilebilir.

Arabuluculuk süreci nasıl işler: başvurudan son tutanağa

Arabulucunun atanması veya tarafların seçimi

Başvurudan sonra arabulucuyu genellikle arabuluculuk bürosu görevlendirir. Sistem, sicile kayıtlı arabulucular arasından atama yapar. Taraflar isterse, üzerinde anlaştıkları bir arabulucuyu da seçebilir. Bu durumda arabulucunun görevlendirilmesi yine büro üzerinden resmileşir.

Arabulucu görevlendirildiğinde ilk iş, taraflarla iletişime geçip toplantı planını kurmaktır. Uyuşmazlığın kapsamı, taraf sayısı, avukatların katılımı ve gerekli belgeler bu aşamada netleşir. Dava şartı arabuluculukta süreç, kural olarak görevlendirmeden itibaren kısa bir süre içinde sonuçlandırılır; zorunlu hallerde sınırlı bir uzatma imkanı vardır.

Davet, toplantı, müzakere ve oturumlar

Arabulucu, taraflara toplantı daveti gönderir. Uygulamada telefon, e-posta ve tebligat yöntemleri birlikte kullanılabilir. İlk toplantıda süreç kuralları anlatılır. Taraflar bizzat katılabilir. Avukatla katılım da mümkündür.

Müzakere çoğu zaman tek oturumda bitmez. Arabulucu, ortak oturum yapabilir. Gerekirse taraflarla ayrı ayrı görüşmeler (özel oturum) da yürütür. Amaç, haklıyı haksızı belirlemek değil, uygulanabilir bir çözüm zemini bulmaktır. Taraflar ödeme planı, taksit, teslim, iade, feragat, ibraname gibi başlıklarda pazarlık edebilir.

Son tutanak türleri ve içeriği

Süreç sonunda mutlaka bir “son tutanak” düzenlenir. En sık görülen son tutanak türleri şunlardır:

  • Anlaşma: Taraflar anlaştıysa anlaşma belgesi hazırlanır ve son tutanak buna göre düzenlenir.
  • Anlaşmama: Görüşme yapılır ama uzlaşma çıkmaz.
  • Toplantıya katılmama / süreç yürütülememesi: Taraflardan biri gelmez ya da iletişim kurulamıyorsa bu durum tutanağa yazılır.
  • Arabuluculuğa elverişsizlik: Konu arabuluculuğa uygun değilse süreç bu gerekçeyle sonlandırılır.

Son tutanakta tarih, taraf bilgileri, uyuşmazlığın türü ve sonucun ne olduğu yer alır. Dava şartı olan dosyalarda, dava açılırken bu tutanak kritik belgedir. Sürecin yasal çerçevesi için Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (6325) esas alınır.

Arabuluculuk sonunda anlaşma olursa ya da olmazsa ne olur?

Anlaşma belgesi ve icra edilebilirlik

Taraflar uzlaşırsa, arabuluculuk sonunda anlaşma belgesi düzenlenir. Anlaşmanın kapsamını taraflar belirler ve belge kural olarak taraflar ile arabulucu tarafından imzalanır. Anlaşmanın icrada “güçlü” hale gelmesi açısından imza düzeni önemlidir. Kanunda, icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller saklı kalmak üzere, taraflar ve avukatları ile arabulucunun (ticari uyuşmazlıklarda ise avukatlar ile arabulucunun) birlikte imzaladığı anlaşma belgesinin icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılacağı kabul edilmiştir.

Belge bu nitelikte değilse, çoğu durumda anlaşmanın cebri icraya konu edilebilmesi için ilgili mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınması gündeme gelir. Uyuşmazlığın niteliği (özellikle taşınmazın aynına ilişkin hükümler gibi) şerh gerekliliğini doğrudan etkileyebilir.

Anlaşmama halinde dava açma ve tutanağın önemi

Anlaşma olmazsa arabulucu anlaşmama son tutanağı düzenler. Dava şartı arabuluculukta bu tutanak, dava açarken en kritik evraktır. Çünkü mahkeme, arabuluculuğa başvurulup başvurulmadığını bu belgeyle kontrol eder. Ayrıca uygulamada, son tutanakta yer almayan bir alacak veya talep kalemi için daha sonra dava açıldığında “dava şartı yerine getirildi mi?” tartışması doğabilir. Bu nedenle arabuluculuk başvurusunda ve tutanakta talep kalemlerinin net yazılması gerekir.

Anlaşma metninde dikkat edilmesi gereken ifadeler

Anlaşma belgesini mümkün olduğunca “uygulanabilir” kurmak, ileride yeni ihtilafları azaltır. Metinde özellikle şunlar açık olmalıdır:

  • Ödeme tutarı, para birimi, vade ve ödeme yöntemi (IBAN, taksit, erken ödeme).
  • Faiz ve temerrüt: hangi tarihten itibaren, hangi ölçüte göre.
  • İfa konusu para değilse: teslim edilecek şey, tarih, yer, masraflar.
  • İbra ve feragat ifadeleri: hangi alacakları kapsadığı, hangi dönemi kapattığı.
  • Yaptırım: gecikme halinde cezai şart, icra giderleri ve vekalet ücreti gibi kalemlerin nasıl ele alınacağı.

Süreler, ücretlendirme ve katılmamanın sonuçları

Zamanaşımı ve hak düşürücü süreye etkisi

Zorunlu arabuluculukta en önemli korumalardan biri süreler açısından gelir. Arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinden son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

İhtiyari arabuluculukta da benzer şekilde, arabuluculuk sürecinin başladığı andan bittiği ana kadar geçen süre, zamanaşımı ve hak düşürücü süre hesabında dikkate alınmaz.

Bu yüzden süre yönünden riskli dosyalarda, arabuluculuğa “son hafta” bırakmadan, mümkün olan en erken aşamada başvurmak daha güvenli olur.

Arabuluculuk ücreti kim tarafından ödenir?

Arabuluculuk bürosuna başvuru için kural olarak ayrıca bir başvuru ücreti alınmaz. Ücretin miktarı, uyuşmazlığın türüne ve süresine göre 2026 Yılı Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi ile belirlenen asgari sınırların altına inemez.

Dava şartı arabuluculukta temel çerçeve şöyledir: Taraflar anlaşırsa arabuluculuk ücreti, aksi kararlaştırılmadıkça eşit ödenir. Taraflara ulaşılamaması, toplantı yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda anlaşamama halinde ise iki saatlik ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. İki saati aşan bir görüşmede anlaşma olmazsa, aşan kısmın ücreti aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit ödenir.

Toplantıya katılmama ve usulden ret riskleri

İlk toplantıya geçerli mazeret olmadan katılmayan taraf yüzünden arabuluculuk sona ererse, katılmayan taraf sonradan açılan davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmez. Her iki taraf da katılmazsa, açılacak davada herkes kendi giderini üstlenir.

Usulden ret bakımından iki kritik nokta var: Arabulucuya hiç başvurmadan dava açıldığı anlaşılırsa dava şartı yokluğundan usulden ret gündeme gelir. Ayrıca dava dilekçesine son tutanak eklenmezse mahkeme 1 haftalık kesin süre verir; yine sunulmazsa dava usulden reddedilir.

Avukat Mustafa Kök profil fotoğrafı
İstanbul Avukat

Avukat Mustafa Kök

Avukat Mustafa Kök, 2018 yılında İstanbul Ataşehir’de kurulan Kök Hukuk Bürosu bünyesinde miras hukuku, gayrimenkul hukuku, aile hukuku, kira hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku, vergi hukuku, sigorta hukuku ve tazminat hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunar.

İstanbul Barosu

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir