Hemen Ara
WhatsApp
Miras Hukuku

Vasiyetnamenin İptali Davası Nedir? Şartları, Sebepleri ve Süreci 

2 Şubat 2024 Güncellendi: 14 Şubat 2026 14 dk okuma

Vasiyetnameler, mahkeme tarafından iptal edilmedikçe geçerliliklerini korur. Bir vasiyetnamenin iptali, ancak Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesinde sınırlı olarak sayılan sebeplerden en az birinin varlığı hâlinde ve açılacak bir dava sonucunda mümkündür. Bu sebepler; miras bırakanın tasarruf ehliyetinin bulunmaması, iradesinin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama ile sakatlanmış olması, vasiyetnamenin hukuka ya da ahlaka aykırı içerik taşıması veya kanunda öngörülen şekil şartlarına uyulmamasıdır. Bu nedenlerden bir veya birkaçına dayanılarak iptal davası açılabilir.

Vasiyetnamenin İptali Davası

Vasiyetnamenin iptali davası, miras bırakanın ölümünden sonra açılır ve vasiyetnamenin mirasçıların haklarını etkilemesi hâlinde gündeme gelir. Sırf bazı mirasçılara daha az mal bırakılmış olması ya da paylaşımın adaletsiz olduğu düşüncesi, tek başına iptal sebebi oluşturmaz. Dava, miras bırakanın son yerleşim yerindeki asliye hukuk mahkemesinde açılır; miras bırakanın ölüm yeri veya malların bulunduğu yer yetki açısından önem taşımaz.

Her mirasçı bu davayı tek başına açabilir; tüm mirasçıların birlikte hareket etmesi zorunlu değildir. Ancak davayı açmayan mirasçılar, iptal kararının sonuçlarından yararlanamaz. Dava, diğer mirasçılara ve vasiyetnameden yararlanan kişilere karşı yöneltilmelidir. Vasiyetnamenin iptali, yenilik doğuran bir dava olup kabulü hâlinde vasiyetnamenin hukuki sonuçları ortadan kalkar.

Vasiyetnamenin İptali Davasında Genel Şartlar 

İptal davası açılabilmesi için vasiyetnamenin yetkili sulh hukuk mahkemesinde açılmış, okunmuş ve ilgililere tebliğ edilmiş olması gerekir. Bu işlemler tamamlanmadan açılan davalarda, vasiyetnamenin açılmasına ilişkin dosyanın kesinleşmesi bekletici mesele yapılır.

Vasiyetnamenin iptali davasını yalnızca mirasçılar açabilir. Mirası reddeden veya mirastan feragat eden kişiler, mirasçılık sıfatları bulunmadığından bu davayı açamaz.

Vasiyetnamenin iptali davası hak düşürücü sürelere tabidir. Süresi içinde açılmayan davalar reddedilir.

Vasiyetnamenin İptali Sebepleri (TMK m. 557) 

Türk Medeni Kanunu’nun 557. maddesinde sayılan sebepler dışında vasiyetnamenin iptali mümkün değildir. Hâkim, davacının ileri sürdüğü iptal sebepleriyle bağlıdır. Her hukuka aykırılık iptal sonucunu doğurmaz; bazı hâllerde iptal yerine tenkis veya tenfiz hükümleri uygulanır. Örneğin saklı payın ihlali iptal değil, tenkis davasının konusudur. Vasiyet edilen malın sonradan satılması veya bağışlanması ifa imkânsızlığı yaratmakla birlikte, kanunda iptal sebebi olarak düzenlenmemiştir. Vasiyet edilen malların devredilmesi ya da hiç bir zaman miras bırakana ait olmaması vasiyetin iptali sebebi olarak kanunda sayılmamıştır. 

1.Tasarruf Ehliyetinin Bulunmaması Sebebiyle İptal 

Vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte miras bırakanın ayırt etme gücüne sahip olmaması hâlinde vasiyetnamenin iptali istenebilir. Ayırt etme gücü, kişinin yaptığı işlemin anlam ve sonuçlarını kavrayabilme yeteneğidir. Bu gücün bulunmadığı durumda kişinin geçerli bir vasiyetname düzenlemesi mümkün değildir. Ayırt etme gücünün varlığı karine olarak kabul edilir; aksini iddia eden taraf bu durumu ispatla yükümlüdür.

Genellikle yaşlılıkla birlikte ortaya çıkan bazı hastalıklar kişinin ayırt etme gücünü etkilemektedir. Vasiyetname düzenlenebilmesi için üst yaş sınırı bulunmamaktadır. Kişi 60 yaşında vasiyetname düzenleyebileceği gibi 95 yaşında da vasiyetname düzenleyebilir. Kişinin yaşının ileri olması tek başına vasiyetnamenin iptalini gerektirmez; çünkü belirli bir yaşı doldurmuş olmak kişinin ehliyetsiz olduğunu göstermez. 

Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, ağır ilaç kullanımı, alkol veya uyuşturucu etkisi gibi hâllerin işlem tarihinde ayırt etme gücünü ortadan kaldırıp kaldırmadığı somut olarak değerlendirilmelidir. Bu değerlendirme, tıbbi ve teknik bilgi gerektirdiğinden, hastane kayıtları ve diğer tıbbi belgeler toplanarak Adli Tıp Kurumundan rapor alınması zorunludur. Noter huzurunda düzenlenen vasiyetnamelerde alınmış sağlık raporları tek başına yeterli kabul edilemez.

Kanser ve benzeri hastalıklar sonucu oluşan dayanılmaz ağrıların dindirilmesi için ağır ağrı kesici ilaçlar kullanılabilmektedir. İlaçların etkisi altında olan miras bırakanın fiil ehliyetinin olmadığı dönemde vasiyetname düzenlendiği iddiası karşısında Adli Tıp Kurumundan rapor alınmalıdır. 

Vasiyetnamenin geçerliliği bakımından esas alınması gereken husus, miras bırakanın vasiyetnameyi düzenlediği tarihte fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı olup, vasiyetnamenin düzenlenmesinden sonra fiil ehliyetinin kaybedilmesi, vasiyetnamenin geçerliliğini etkilemez. Alkol ve uyuşturucu etkisinde olan kişi de ayırt etme gücünü kaybeder. Miras bırakanın, ayırt etme gücünü ortadan kaldıracak ölçüde alkol aldığı sırada düzenlediği vasiyetname iptal edilebilir.

2.Yanılma, Aldatma, Korkutma veya Zorlama Sebebiyle İptal 

Miras bırakanın iradesinin yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama ile sakatlanması hâlinde vasiyetname iptal edilebilir. Bu hâller, vasiyetnamenin kendiliğinden geçersizliğine değil, iptal edilebilirliğine yol açar. İrade sakatlığının varlığını iddia eden mirasçı, bu iddiasını somut ve inandırıcı delillerle ispat etmek zorundadır.

Vasiyetnamenin düzenlenme tarihi ile miras bırakanın ölümü arasında uzun bir sürenin geçmiş olması ve bu süre boyunca vasiyetçinin iradesini serbestçe ortaya koyabileceği bir ortamda tasarruftan dönmemesi durumunda vasiyetnamenin irade sakatlığına dayalı olarak iptali mümkün değildir.  

Yanılma; vasiyetçinin tasarrufunu yanlış kişi, olgu veya varsayımlar üzerine kurması hâlinde ortaya çıkar.  Bu kapsamda yanılma, vasiyetçinin tasarruf iradesini yönelttiği kişi veya olaylar  hakkında gerçeğe aykırı bir kabule dayanması hâlinde ortaya çıkar. Örneğin miras bırakan, kendisini hayati bir ameliyatla sağlığına kavuşturduğunu düşündüğü bir doktora duyduğu minnet duygusuyla Kadıköy Moda’da bulunana evini vasiyet etmiş olabilir. Ameliyatı gerçekleştiren kişinin vasiyette adı geçen kişi olmaması hâlinde; miras bırakanın mal bırakmak istediği kişinin kimliğinde hata yaptığı anlaşılır. 

Benzer şekilde, miras bırakanın uzun süredir haber alamadığı kızının öldüğü inancıyla artık miras bırakabileceği kimse kalmadığını düşünerek tüm mal varlığını bir arkadaşına ya da komşusuna bırakması, kızının gerçekte hayatta olması durumunda yanılmaya dayalı bir irade açıklaması niteliği taşır. Yine miras bırakanın düzenlediği vasiyetnamede; alkollü araç kullanması sonucu kardeşinin ölümüne sebep olduğunu düşündüğü yeğenine bu sebeple mirasından pay vermediğini ama gerçekte alkollü olmadığını hatta kaza günü araçta dahi olmadığını  kabul edelim. Bu tür durumlarda miras bırakan, iradesini yanlış kişi veya yanlış olgular üzerine kurmuş olduğundan, yanılma vasiyetnamenin iptali sebebi olarak ileri sürülebilir.

Bir kişinin vasiyetname düzenleyerek tüm mal varlığını İstanbul Müftülüğü İshakpaşa Medresesi Kuran Kursuna bıraktığını düşünelim. Kuran kursunun ayrı bir tüzel kişiliği olmadığı için miras bırakanın hataya düştüğü kabul edilmelidir. Söz konusu kuran kursu Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı ise vasiyetnamenin iptali yerine hatanın düzeltilmesi ve mal varlığının Diyanet İşleri Başkanlığına bırakıldığı kabul edilmelidir. 

Benzer şekilde bir kişinin bir arsasını lise yapılması için Yalova İl Milli Eğitim Müdürlüğüne vasiyet edildiğini düşünelim.  İl Milli Eğitim Müdürlüğünün ayrı bir tüzel kişiliği olmadığı için vasiyetin Yalova İl Özel İdaresine bırakıldığı kabul edilmelidir. 

Aldatma, gerçeğe aykırı beyan veya susma yoluyla vasiyetçinin yanıltılmasıdır.Aldatma, bir hukuki işlemin yapılması sırasında, karşı tarafın bilerek ve isteyerek gerçeğe aykırı bir bildirimde bulunması veya açıklama yapması gereken bir durumda susması suretiyle, irade açıklamasında bulunan kişiyi yanılgıya düşürmesidir. Yanılmanın esaslı olması zorunlu olmayıp, aldatma fiili olumlu bir davranışla gerçekleştirilebileceği gibi, bilgi verilmesi gereken hâllerde sessiz kalınması şeklinde olumsuz bir davranışla da ortaya çıkabilir. 

Aldatma eyleminin, mutlaka bundan yarar sağlayan kişi tarafından gerçekleştirilmesi şart değildir; önemli olan, aldatıcı davranış ile yapılan hukuki işlem arasında nedensellik bağının bulunmasıdır. Bu bağ, aldatıcı davranış olmasaydı ilgili hukuki işlemin hiç yapılmayacağı ya da farklı şartlarla yapılacağı hâllerde mevcut kabul edilir. Bu kapsamda, miras bırakanın yaşlılığının getirdiği güçsüzlük ve çaresizlikten yararlanılarak hile ve kandırma yoluyla vasiyetname düzenletilmesi, irade sakatlığı oluşturur ve vasiyetnamenin iptali sebebi olarak ileri sürülebilir.

Korkutma, bir kimsenin belirli bir irade beyanında bulunmaması hâlinde kendisinin veya yakın çevresinin ciddi bir zarara uğrayacağı düşüncesinin, hukuka aykırı bir tehdit yoluyla oluşturulmasıdır. Bu şekilde yaratılan korku, irade açıklamasının serbest ve sağlıklı biçimde oluşmasını engeller. Korkutmanın vasiyetnamenin iptaline yol açabilmesi için tehdidin ciddi nitelikte olması, irade ve karar sürecini etkilemeye yönelik bulunması ve hukuka aykırı bir mahiyet taşıması gerekir. Ayrıca tehdit, ilgili kişinin karar vermesinde belirleyici rol oynamalı ve onda esaslı bir korku yaratmalıdır. Bu korkunun esaslı sayılabilmesi için, tehdidin kişinin kendisine veya yakın akrabalarına yönelik hayat, namus ya da malvarlığı bakımından önemli ve yakın bir tehlike içermesi aranır. Tehdidin ağırlığı değerlendirilirken, soyut olarak ortalama bir kişinin etkilenme düzeyi değil; tehdide maruz kalan kişinin yaşı, kişisel özellikleri, karakter yapısı ve toplum içindeki konumu dikkate alınmalıdır. Bununla birlikte, vasiyetnamenin akraba olmayan bir kişi lehine yapılmış olması ya da vasiyet tanıklarının mirasçılarla arkadaşlık ilişkisi içinde bulunması, tek başına korkutmanın varlığını gösteren olgular olarak kabul edilemez. 

Zorlama ile vasiyetname düzenlendiği iddiasının değerlendirilebilmesi için, miras bırakan üzerinde fiili bir baskı veya hâkimiyet kurulup kurulmadığının somut ve inandırıcı delillerle ortaya konulması gerekir. Tanık beyanlarının yalnızca genel ve soyut ifadelerden ibaret olması, tek başına zorlama iddiasını ispatlamaya yeterli kabul edilemez. Bununla birlikte, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihte miras bırakanın ileri yaşta olması, bedensel olarak felçli ve yatalak durumda bulunması, lehine vasiyet yapılan kişiyle aynı yerde ikamet ederek onun sürekli kontrolü ve baskısı altında yaşaması gibi olgular, irade serbestisinin zedelendiğine işaret edebilir. Ayrıca, miras bırakanın fiili yaşam koşullarıyla bağdaşmayan şekilde, ikamet ettiği yerden farklı bir noterliğe götürülerek vasiyetname tanzim edilmesi, işlem üzerinde üçüncü kişilerin yönlendirici etkisinin bulunduğu iddiasını güçlendiren bir unsur olarak değerlendirilir. Bu tür hâllerde, vasiyetnamenin miras bırakanın özgür iradesine değil, kurulan baskı ve tahakküm ortamına dayanılarak düzenlenip düzenlenmediği, tüm deliller birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir.

Bu tür iddialarda, vasiyetnamenin düzenlendiği tarihteki yaşam koşulları, miras bırakanın yaşı, sağlık durumu ve lehine vasiyet yapılan kişiyle olan ilişkisi birlikte değerlendirilir. İrade sakatlığına dayalı iptal hakkı, miras bırakanın yanılmayı veya aldatmayı öğrendiği, korkutma ya da zorlamanın etkisinden kurtulduğu tarihten itibaren bir yıl içinde vasiyetten dönmemesi hâlinde ortadan kalkar. Vasiyetnamenin düzenlenmesi ile ölüm arasında uzun bir süre geçmesi ve bu süre boyunca vasiyetten dönülmemesi, irade sakatlığı iddiasını zayıflatır.

3.Hukuka ve Ahlaka Aykırı İçerik, Koşul veya Yüklemeler 

Vasiyetnamenin içeriği, bağlandığı koşul veya yüklemeler hukuka ya da ahlaka aykırı ise iptal edilebilir. Bu düzenlemelerin amacı toplum yapısını ve kamu düzeninin korunmasıdır. Kişi vasiyetnamesinde; beni dolandıran bankacıyı öldürmesi şartıyla, İstanbul Kadıköy’deki evimi oğlum Hasan’a bırakıyorum şeklinde bir vasiyetname düzenlenmiş olduğunu kabul edelim. Böyle bir durumda vasiyetnamenin bu kısmı iptal edilebilir.

Özellikle kişilik haklarını sınırlayan, evlenme özgürlüğünü ortadan kaldıran veya beden bütünlüğüne müdahale eden şartlar vasiyet serbestisinin sınırlarını aşar. Bu kapsamda, eşe mal bırakılmasının bir daha evlenmeme şartına bağlanması veya mirasın, kızına organ bağışı yapılması koşuluna bağlanması gibi tasarruflar, vasiyet serbestisinin sınırlarını aşarak iptal sebebi oluşturur. Kural olarak yalnızca hukuka ve ahlaka aykırı kısım iptal edilir; vasiyetnamenin geri kalan bölümü geçerliliğini korur.

4. Şekil Şartlarına Uyulmaması Sebebiyle İptal 

Vasiyetnamenin kanunda öngörülen şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmemesi hâlinde iptali mümkündür. Resmî vasiyetnamede iki tanığın bulunması zorunludur ve kanunda yasaklanan kişilerin tanık olarak yer alması iptal sebebidir. Tanıkların, vasiyetçinin tasarrufa ehil olduğunu, irade açıklamasının huzurlarında yapıldığını ve vasiyetnamenin kendisine okunarak onaylandığını beyan etmeleri gerekir.

Vasiyetnamenin düzenlenmesi kimlerin şahit olarak katılamayacağı Türk Medeni Kanununun 536 maddesinde belirtilmiştir. Burada belirtilmeyen herkes tanıklık yapabilir. Miras bırakan,mirasının tamamını ya da bir kısmını bir vakfa bırakmış olabilir. Kendisine mal bırakılan vakfın çalışanlarının vasiyetnamenin düzenlenmesine tanık olarak katılması iptal sebebi değildir. 

Vasiyet düzenleyen kişinin kardeşi ve kardeşinin eşi şahit olamaz. Hem kız kardeşlerin hem de erkek kardeşlerin şahit olması yasaklanmıştır. Bu kişilerin şahit olarak yer aldığı vasiyetname iptal edilebilir. Anneleri aynı babaları farklı kişilerle babaları aynı anneleri farklı kişiler de kanun önünde kardeş sayılır ve yasağa tabidirler. 

Vasiyetnamenin düzenlenmesinde tanık olarak yer alan kişilerin miras bırakanın ya da lehine vasiyet yapılanın avukatı, sekreteri ya da çalışanı olması iptal sebebi değildir. Vasiyetnamede tanık olarak gösterilen kişilerin lehine vasiyet yapılan kişinin eşinin yakın akrabaları olmasının bir önemi bulunmamaktadır. 

Medeni Kanunumuz 1 Ocak 2002 tarihi itibari ile değiştirilmiştir. Eski medeni kanun döneminde düzenleme yerinin de vasiyetnamede yazılması zorunlu idi. Yeni Türk Medeni Kanunu ile bu zorunluluk kaldırılmıştır. İsteyen yine eskisi gibi vasiyetnameyi düzenlediği yerin adresini, bulunduğu ili ve ilçeyi de yazabilir. Düzenleme yerinin yazılması vasiyetnameyi geçersiz hale getirmez. 

El yazılı vasiyetnamelerde, vasiyetçinin metni bizzat kendi el yazısıyla yazması ve imzalaması zorunlu olup, okuma yazma bilmeyen ya da omurilik kanseri gibi bir hastalık nedeniyle ellerini kullanamayan kişinin içeriği bir başkasına yazdırarak tanıklar huzurunda imzalaması kanunun aradığı şekil şartlarını karşılamaz ve bu şekilde düzenlenen vasiyetname geçerli kabul edilmez. Vasiyetnamenin bir başka kişiye yazdırılmış ve altının miras bırakan tarafından imzalanmış olması da mümkündür. Vasiyetname üzerindeki el yazısının miras bırakana ait olmadığı iddiası varsa; mahkeme tarafından bu alanda uzman bir bilirkişiden rapor alarak vasiyetname metninin miras bırakanın el ürünü olup olmadığı hakkında rapor almalıdır. 

Hem el yazılı vasiyetnamede hem de resmi vasiyetnamede tarih olması zorunludur. Mümkünse her sayfanın üzerine tarih atılmalıdır. Vasiyetname metninde tarih yoksa; şekil şartı eksikliği sebebi ile vasiyetnamenin iptali davası açılabilir. Türkçe bilmeyen bir kişinin, okuma yazma bilse dahi içeriği anlayamaması hâlinde de vasiyetnamenin iptali istenebilir.

Vasiyetnamenin İptali Davasında Süreler 

Vasiyetnamenin iptali davası açmak için hak düşürücü süre bulunmaktadır. Vasiyetnamenin iptali davası açmak için hak düşürücü süre 1 yıldır. En geç 1 yıl içinde dava açmanız gerekmektedir.

Bir Yıllık Hak Düşürücü Süre 

Türk Medeni Kanunu’nun 559.maddesine göre; vasiyetnamenin iptali davasında 1 yıllık hak düşürücü süre davacının tasarrufu, iptal sebebini ve kendisinin hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlar. 

Vasiyetnamenin iptali öncelikle dava konusu vasiyetnamenin açılıp açılmadığı konusunda araştırma yapılmalıdır. Vasiyetname usulünce açılıp ilgililere tebliğ edilmeden Türk Medeni Kanununun 559. ve 571.maddesinde gösterilen 1 yıllık hak düşürücü süreler işlemeye başlamaz.

On Yıllık Üst Süre 

İptal davası açma hakkı her halde vasiyetnamenin açılma tarihinden itibaren iyi niyetli kişilere karşı 10 yıl geçmekle düşer. Bu süre  iyi niyetli olmayan kişilere karşı 20 yıl olarak uygulanır.

Avukat Mustafa Kök profil fotoğrafı
İstanbul Avukat

Avukat Mustafa Kök

Avukat Mustafa Kök, 2018 yılında İstanbul Ataşehir’de kurulan Kök Hukuk Bürosu bünyesinde miras hukuku, gayrimenkul hukuku, aile hukuku, kira hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku, vergi hukuku, sigorta hukuku ve tazminat hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunar.

İstanbul Barosu

2 Yorum

  1. 1997 veya daha öncesi yapılan vasiyetname ve yapan kişi 2007 yılında vefat etti servetini iki vakfa bırakmış bunun iptal edilmesi için zaman aşımı söz konusu mudur?

    • Vasiyetnamenin iptali davasını vasiyetnamenin açılma tarihinden itibaren 1 yıl içinde açmalısınız. Kanunda bazı haller için 10 yıl ve 20 yıllık hak düşürücü süreler bulunmakta. Hak kaybı yaşamamak için bir avukata başvurmanızı öneririm.

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir