Hemen Ara
WhatsApp
Makaleler

Emlak Komisyon Sözleşmesi

7 Ağustos 2026 Güncellendi: 8 Ağustos 2026 15 dk okuma

Emlak Komisyon Sözleşmesi, bir taşınmazın satışı veya kiralanması için emlak işletmesine verilen yazılı yetkiyi ve hizmet bedelini belirleyen anlaşmadır. Pratikte çoğu metin “yetkilendirme sözleşmesi” adıyla düzenlenir ve Borçlar Kanunu’ndaki simsarlık yaklaşımıyla, komisyonun ancak aracılık edilen satış ya da kira sözleşmesi kurulunca gündeme gelmesini esas alır. Taraf bilgileri, taşınmazın tapu ve adres tanımı, yetki süresi, münhasır yetki, komisyon oranı, ödeme zamanı, pazarlama yükümlülükleri ve gider kalemleri net yazılmalıdır. Belirsiz süre, muğlak “cayma” şartı ve sözlü vaatler, anlaşmazlıkların en sık kaynağıdır. En çok gözden kaçan detay ise, süre bitse bile sonradan gelen alıcıya bağlanan ücret maddeleridir.

Emlakçıyla yapılan simsarlık ve yetkilendirme sözleşmesi farkı

Tellallık ve simsarlık ne demek?

Günlük dilde “tellallık” hâlâ kullanılsa da, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda esas kavram simsarlık sözleşmesidir. TBK’ya göre simsarlık; emlakçının taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkanını hazırlamayı veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği, satış ya da kira sözleşmesi kurulursa ücrete hak kazandığı sözleşmedir. Taşınmazlar için simsarlık sözleşmesi yazılı yapılmadıkça geçerli olmaz.

“Ticaret Bakanlığı” mevzuatında ise emlak işletmelerinin çalıştığı temel metin çoğu zaman yetkilendirme sözleşmesidir. Yönetmelik, yetkilendirme sözleşmesini; işletme ile iş sahibi arasında, belli bir bedel karşılığında hizmet verilmesini öngören sözleşme olarak tanımlar ve taşınmaz ticaretine yönelik hizmetlerin yazılı yetkilendirme sözleşmesine dayanarak verileceğini söyler.

Pratikte fark şuraya çıkar: Simsarlık, komisyon alacağının doğduğu “hukuki ilişki”yi anlatır. Yetkilendirme sözleşmesi ise bu ilişkiyi, yönetmelikte sayılan hizmet kapsamı ve mesleki kurallarla birlikte, daha “operasyonel” şekilde yazıya döker.

Tek yetkili (münhasır) yetkilendirme nedir?

Tek yetkili (münhasır) yetkilendirme, taşınmazın satışı veya kiralanması için belirli süre boyunca yalnızca tek bir emlak işletmesine çalışma hakkı verilmesidir. Bu modelde iş sahibi, aynı taşınmaz için başka emlakçılarla paralel yetkilendirme yapmamayı ve çoğu zaman doğrudan kendi bulduğu alıcıyla işlem yaparsa dahi sözleşmedeki şartlara göre ücret doğabileceğini kabul eder.

Münhasırlığın kapsamı her sözleşmede farklı yazılabildiği için iki nokta kritik olur: (1) “Sadece ilan verme” mi, yoksa “alıcı bulma ve pazarlık yönetimi” de mi tek yetkide? (2) İş sahibi kendi çevresine satarsa istisna var mı? Bu iki konu açık değilse, tek yetki maddesi ileride komisyon ihtilafını büyütür.

Komisyon sözleşmesinin yasal dayanağı ve uyulması gereken kurallar

TBK simsarlık hükümleriyle ilişkisi

Emlak komisyon sözleşmesinin “çekirdeği”, Türk Borçlar Kanunu’ndaki simsarlık sözleşmesi hükümleridir. TBK m.520, simsarı; taraflar arasında sözleşme kurulması imkanını hazırlayan veya sözleşmenin kurulmasına aracılık eden kişi olarak tanımlar. Aynı maddede, taşınmaz simsarlığında yazılı şekil geçerlilik şartı olarak düzenlenmiştir. Yazılı sözleşme yoksa, komisyon talebi çoğu dosyada daha baştan tartışmalı hale gelir.

Ücretin doğduğu an da TBK’da net çizilir. TBK m.521’e göre emlakçı, ancak faaliyeti sonucunda satış veya kira sözleşmesi kurulursa ücrete hak kazanır. Sözleşmede ayrıca “giderler ödenir” denmişse, işlem gerçekleşmese bile masraf kalemleri gündeme gelebilir. TBK m.523, dürüstlük kuralına aykırı hareket eden simsarın ücret ve gider hakkını kaybedebileceğini; TBK m.525 ise aşırı ücretin hâkim tarafından indirilebileceğini düzenler. Bu maddeler, sözleşmedeki komisyon ve cezai şart hükümlerinin sınırını pratikte belirler.

Taşınmaz ticareti yönetmeliğinde öne çıkan maddeler

Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik, komisyon ilişkisinin “mesleki çerçevesini” çizer. Temel kural şudur: Taşınmaz ticaretine yönelik hizmetler, yetki belgesi bulunan işletmelerce yürütülür ve iş sahibiyle yazılı yetkilendirme sözleşmesi yapılması esastır. Yönetmelikte yetkilendirme sözleşmesinin en az iki nüsha düzenlenmesi ve sözleşmede taraf bilgileri, yetki belgesi bilgileri, hizmet kapsamı, hizmet bedeli, süre, tebligat adresi gibi asgari unsurların bulunması gerektiği görülür.

Yönetmelik ayrıca “alım satıma aracılık”, “kiralamaya aracılık” sözleşmelerinin içeriğine, taşınmaz gösterme belgesi düzenlenmesine ve hizmet bedeline ilişkin tavanlara dair kurallar da içerir. Bu başlıkların ayrıntısı, komisyon oranları ve komisyonun doğduğu haller bölümünde daha anlamlı hale gelir.

Yazılı şekil ve imza yetkisi sorunları

Uygulamada sorunların önemli kısmı “metin var ama geçerli mi?” noktasında çıkar. Taşınmaz simsarlığında yazılı şekil, basit bir çıktıdan ibaret değildir. Metinde borç altına girenin imzası bulunmalı, taraf ve taşınmaz bilgileri belirlenebilir olmalıdır. Şirket tarafında imza, ticaret sicilindeki temsil yetkisine uygun olmalıdır. Yetkisiz personelin imzaladığı sözleşmeler, komisyonun ispatını ve tahsilini zorlaştırır.

Güvenli elektronik imza kullanılacaksa, bunun gerçekten güvenli e-imza olup olmadığı, imzalayanın yetkisi ve belgenin sonradan değiştirilemeyecek şekilde saklanması önemlidir. Islak imzada ise boşluk bırakılmış maddeler, sonradan doldurulan komisyon oranı, tarih veya süre gibi alanlar, uyuşmazlıkta ciddi risk yaratır. Bu nedenle imza öncesi, süre, hizmet bedeli, münhasırlık ve “işlem olmasa da ödeme” gibi maddeler özellikle netleştirilmelidir.

Emlak komisyon oranı tavanları, KDV ve ödeme paylaşımı

Satışta komisyon oranı ve kim öder?

Taşınmaz satışında emlakçının hizmet bedeli tavanı, satış bedelinin KDV hariç yüzde 4’üdür. Bu oran “toplam komisyon” üst sınırıdır. Yani sözleşmede daha yüksek bir oran yazılsa bile, yönetmelik sınırını aşan kısım risklidir.

Ödemeyi kimin yapacağı konusunda temel kural şudur: Yazılı olarak farklı bir paylaşım kararlaştırılmadıkça, hizmet bedeli iş sahibi ile alıcı arasında eşit paylaştırılır. Uygulamada iş sahibi çoğunlukla satıcı olduğu için, “yarı yarıya” denildiğinde toplam yüzde 4’ün yüzde 2 + yüzde 2 bölünmesi anlaşılır.

Sözleşmede komisyonun tamamının sadece satıcıdan ya da sadece alıcıdan alınacağı yazılabilir. Ancak bunun açık ve yazılı olması gerekir. Aksi halde “ben ödemem” tartışması kolay çıkabilir.

Kiralamada komisyon oranı ve kim öder?

Kiralamada hizmet bedeli tavanı, kira sözleşmesinde yazan aylık kira bedelinin KDV hariç bir aylık tutarını geçemez.

Paylaşım kuralı satışla aynıdır. Yazılı bir anlaşma yoksa hizmet bedeli kiralayan (iş sahibi) ile kiracı arasında eşit bölünür. Yani toplam “1 aylık kira” tavanı, çoğu senaryoda “yarım + yarım” şekilde paylaşılır.

Burada kritik detay şudur: Sözleşmede “1 aylık kira + 1 aylık kira” gibi toplamda iki ayı aşan bir bedel tasarlanıyorsa, bu yönetmelik tavanıyla uyumsuz hale gelebilir. Metin mutlaka net okunmalıdır.

Fatura, KDV ve dekontta kalem ayrımı

Yönetmelikteki tavanlar KDV hariç belirlenir. Bu nedenle komisyon hesabında önce net hizmet bedeli, sonra KDV eklenir. Genel KDV oranı, listelerde yer almayan hizmetlerde %20’dir ve emlak aracılık hizmeti çoğu durumda bu genel orana tabidir.

Ödeme iki tarafa bölünüyorsa, pratikte en sağlıklısı her taraf için kendi payı kadar fatura kesilmesi ve banka transferinde açıklamanın net yazılmasıdır. Dekont açıklamasında “emlak aracılık hizmet bedeli”, “KDV dahil” ve taşınmazın kısa tanımı (adres veya ilan kodu gibi) yer alırsa, sonradan “kapora mıydı, masraf mıydı?” karışıklığı azalır.

Komisyon hakkı ne zaman doğar, hangi durumda doğmaz?

İşlem gerçekleştiğinde komisyon

Emlak komisyonunda temel kural şudur: Komisyon, emlakçının faaliyeti sonucunda satış veya kira sözleşmesi kurulursa doğar. Yani “alıcı bulundu” denmesi tek başına çoğu durumda yeterli olmaz. Ücret için genelde, tarafların asıl sözleşmeyi imzalaması aranır.

Bir diğer kritik nokta “nedensellik”tir. İşlem kurulmuş olsa bile, emlakçının çalışması ile kurulan sözleşme arasında makul bir bağ bulunmalıdır. Örneğin emlakçı alıcıyla teması kurmuş, taşınmazı göstermiş, pazarlık sürecini ilerletmişse bu bağ güçlenir. Sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa, komisyonun ödeme zamanı da bu koşulun gerçekleşmesine bağlanabilir.

İşlem gerçekleşmezse komisyon ve masraflar

Satış veya kira sözleşmesi kurulmazsa, kural olarak komisyon doğmaz. Ancak sözleşmede açıkça kararlaştırılmışsa, emlakçının yaptığı belirli giderler (örneğin profesyonel fotoğraf, ilan öne çıkarma, broşür basımı gibi) işlem olmasa bile talep edilebilir. Bu noktada “giderler alınır” gibi genel bir cümle yerine, hangi masrafın hangi tutara kadar isteneceğinin yazılması uyuşmazlık riskini azaltır.

Ayrıca emlakçı, iş sahibinin menfaatine aykırı davranırsa veya dürüstlük kuralına aykırı şekilde karşı taraftan ücret sözü alırsa ücret ve gider hakkını kaybedebilir. Bu nedenle sadece “işlem olmadı” değil, “hizmet düzgün verildi mi” sorusu da önemlidir.

Emlakçıyı devre dışı bırakma iddiası ve ispat

Uygulamada en sık tartışma, emlakçının tanıştırdığı alıcıyla sonradan doğrudan anlaşılmasıdır. Bu tip “devre dışı bırakma” iddialarında emlakçının asıl ihtiyacı, alıcıyı kendisinin bulduğunu veya taşınmazı kendisinin gösterdiğini ve ardından kurulan işlemle bunun bağlantısını ispatlamaktır.

Bu yüzden yazılı yetkilendirme sözleşmesine ek olarak; mesajlaşmalar, e-posta kayıtları, ilan linki yönlendirmeleri, randevu kayıtları ve özellikle taşınmaz gösterme belgesi gibi belgeler pratikte belirleyici olur. Yönetmelik uygulamasında gösterme hizmetinin bu belgeyle verilmesi ve bazı bildirimlerde ispat yükünün işletmede olması gibi kurallar, delil tarafını daha da önemli hale getirir.

Sözleşmede bulunması gereken zorunlu maddeler ve kritik detaylar

Taraflar, taşınmaz bilgisi, yetki belgesi bilgileri

Yetkilendirme sözleşmesinde ilk kontrol edilecek yer, kimin kim olduğu ve kimin imzaladığı kısmıdır. Yönetmelik; işletmenin yetki belgesi numarası ve iletişim bilgileri, ayrıca sorumlu emlak danışmanının adı-soyadı ve imzası gibi bilgileri asgari unsur olarak sayar. İş sahibi gerçek kişiyse ad-soyad, T.C. kimlik veya yabancı kimlik numarası, iletişim ve imza; tüzel kişiyse unvan, iletişim ve temsil yetkilisinin ad-soyad ve imzası açık olmalıdır.

Taşınmaza ilişkin bilgiler “ilan metni gibi” geçiştirildiğinde, sonradan hem pazarlama süreci hem de hukuki sorumluluk karışır. Alım-satım ve kiralamaya ilişkin yetkilendirmede imar ve yapı kullanma izin durumu, tapu kaydı bilgileri ile taşınmazın cinsi ve adresi, büyüklük ve fiili kullanım, kat/cephe/manzara gibi konum özellikleri, ulaşım ve sosyal alanlara yaklaşık mesafeler, iç ve dış özellikler, araziyse hisse-emsal-yükseklik gibi bilgiler ve ipotek-haciz benzeri kısıtlamalar asgari içerikte yer almalıdır.

Bu veriler elektronik kayıtlardan sağlanamıyorsa iş sahibinin yazılı veya elektronik beyanı esas alınabilir. Ancak beyan gerçeğe aykırıysa sorumluluk iş sahibine döner. Bu yüzden “beyan” ile “belge” arasındaki ayrımı sözleşmede net tutmak faydalıdır.

Süre, uzama ve kuyruk hakkı maddesi

Süre bitimi sonrası aynı alıcıya satış senaryosu

Süre maddesi, sözleşmenin “başlangıç ve bitiş” tarihini net yazmalıdır. Yönetmelik, sözleşme süresini asgari unsur olarak sayar. Otomatik uzama (örneğin “feshedilmezse aynı süreyle uzar”) yazıyorsa, uzamanın nasıl bildirileceği ve hangi tarihten itibaren hüküm doğuracağı ayrıca açık olmalıdır.

Süre bittiği halde, emlakçının sözleşme döneminde tanıştırdığı kişiyle sonradan satış yapılması ihtimali için sözleşmelere sıkça kuyruk hakkı (tail clause) konur. Bu madde varsa, şu sınırlar belirgin olmalı: Kuyruk süresi kaç gün/ay? Hangi alıcılar için geçerli? Alıcı listesinin eklenmesi veya en azından “gösterilen kişiler”in nasıl belirleneceği.

Örnek senaryo: 30 Haziran’da süre biter. Emlakçı 15 Haziran’da A kişisine evi göstermiştir. Satıcı 20 Temmuz’da A kişisine doğrudan satar. Sözleşmede makul süreli ve ispatlanabilir bir kuyruk hakkı varsa, emlakçı komisyon talep edebilir. Bu nedenle kuyruk hakkı maddesinin, belgeye bağlanan (yer gösterme belgesi, yazışma, randevu kaydı gibi) ve zamanla sınırlı bir şekilde kurulması, her iki taraf için de daha öngörülebilir olur.

Cezai şart, fesih ve cayma hükümleri

Cezai şart ve cayma bedeli, sözleşmenin en çok uyuşmazlık çıkaran kısmıdır. Yönetmelik bu tür maddelere yer verilebileceğini kabul eder; ancak kararlaştırılacak cayma bedelinin oranı veya tutarı, işletme açısından toplam hizmet bedelini aşmamak kaydıyla düzenlenmelidir. Aynı bentte, sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde uygulanacak ceza koşulu ile tarafların diğer mali ve hukuki sorumluluklarının da açık yazılması istenir.

Fesih tarafında ise “haklı nedenle fesih” ile “keyfi fesih” ayrımı metinde görülmelidir. Bildirim yöntemi (noter, e-posta, SMS, elden teslim), fesihte ilanların kaldırılması ve anahtar iadesi, masrafların hangi kalemlerle isteneceği gibi detaylar açık değilse, cezai şart maddesi ne kadar yazılı olursa olsun tartışma büyür. Bu bölümde hedef, tek cümlelik sert hükümler değil; neyin ne zaman ve hangi delille uygulanacağının netleşmesidir.

Tek yetkili sözleşmede dikkat edilmesi gereken riskli maddeler

Münhasırlık kapsamı ve istisnalar

Tek yetkili sözleşmede en kritik konu, “münhasırlık” kelimesinin neyi kapsadığının açık yazılmasıdır. Sadece ilan ve pazarlama için mi tek yetki veriliyor, yoksa alıcıyla temas, yer gösterme, pazarlık ve sözleşme süreci de mi münhasır? Bu ayrım net değilse, iş sahibi kendi bulduğu alıcıyla işlem yapınca komisyon tartışması büyür.

İstisnalar da baştan konuşulmalı. Örneğin iş sahibinin birinci derece yakınına satış, mevcut kiracının satın alması, daha önce tanışılan alıcılar gibi senaryolar için “komisyon doğmaz” veya “şu şartla doğar” denebilir. İstisna koyulacaksa, alıcıların kim olduğunun nasıl ispatlanacağı (liste, yazılı bildirim, tarihli mesajlaşma) maddede yer almalıdır. Genel çerçeve için Ticaret Bakanlığı taşınmaz ticareti sayfasındaki düzenlemelerle uyum hedeflenmelidir.

Yetkili emlakçı ne yapmayı taahhüt ediyor?

Münhasır yetki, sadece “satıcı bağlanıyor” gibi yazıldığında dengesiz bir metne dönüşür. Yetkili emlakçının taahhütleri somut olmalıdır: ilanların nerelerde yayınlanacağı, profesyonel fotoğraf ve video, portföy paylaşımı, randevu ve yer gösterme düzeni, haftalık geri bildirim, fiyat önerisi ve piyasa analizi, evrak kontrolü ve süreç takibi gibi.

Bu taahhütler yazılı olursa, hizmetin gereği gibi verilmemesi halinde fesih ve ücret tartışmaları daha yönetilebilir olur.

Aşırı cezai şart ve komisyon artışı kırmızı bayrakları

Tek yetkili sözleşmede şu ifadeler “kırmızı bayrak” sayılır:

  • Süre bitse bile çok uzun süre komisyon talep eden belirsiz “kuyruk hakkı”.
  • İşlem hiç gerçekleşmese de komisyonun tamamını isteyen hükümler.
  • Cayma veya cezai şartın, hizmet bedeli tavanını fiilen aşacak şekilde kurgulanması.
  • “Satışı ben yaparsam komisyon yüzde X artar” gibi otomatik artışlar.
  • Otomatik uzama ve feshi zorlaştıran, bildirimi fiilen imkansız kılan şartlar.

Bu tip maddelerde amaç, cezayı büyütmek değil; tarafların neye bağlı kalacağını öngörülebilir ve ölçülü şekilde belirlemektir.

Emlak komisyon sözleşmesiyle ilgili sık sorulan sorular

Sözlü anlaşma geçerli mi, komisyon ispatı nasıl olur?

Taşınmaz (konut, arsa, işyeri) için yapılan emlak aracılığı, TBK’daki simsarlık hükümleri kapsamında değerlendirilir. Bu alanda yazılı şekil geçerlilik şartıdır. Yani sadece sözlü mutabakatla “komisyon alacağım” denmesi, komisyon talebini çoğu durumda zayıflatır. Bu nedenle en güvenlisi, imzalı bir yetkilendirme veya simsarlık sözleşmesidir. Türk Borçlar Kanunu m.520.

İspat tarafında ise tek bir evrakla sınırlı kalmamak gerekir. Uyuşmazlıklarda genelde şu deliller birlikte değerlendirilir: yazılı sözleşme, yer gösterme belgesi, yazışmalar, randevu kayıtları, ilan kayıtları, fatura ve banka dekontu. “Komisyonu kabul ediyorum” içerikli imzalı bir kabul/metin de ispatı güçlendirir.

Erken fesihte komisyon veya ceza ödenir mi?

Erken fesihte otomatik olarak komisyon doğmaz. Komisyonun doğması için kural olarak satış veya kira sözleşmesinin kurulması gerekir. Ancak sözleşmede cayma bedeli veya cezai şart düzenlenmişse, iş sahibi haklı bir gerekçe olmaksızın sözleşmeyi erken bitirdiğinde bu kalemler gündeme gelebilir.

Burada iki kontrol önemlidir. Birincisi, fesih hakkının nasıl kullanılacağı ve bildirimin nasıl yapılacağı açık mı? İkincisi, talep edilen bedel ölçülü mü? Aşırı şartlar hâkim tarafından indirilebilir. Ayrıca Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik, cayma bedeli kararlaştırılacaksa bunun hizmet bedelini aşmaması yönünde bir çerçeve getirir. Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik.

Yer gösterme belgesi komisyon için şart mı?

Yer gösterme belgesi, yönetmelikte “taşınmazın alıcıya veya kiracıya gösterilmesi” hizmetinin belgelendirilmesi için öngörülen bir evraktır. Uygulamada asıl işlevi, emlakçının hangi kişiye hangi taşınmazı ne zaman gösterdiğini netleştirmektir.

Komisyon açısından yer gösterme belgesi, çoğu dosyada şarttan çok güçlü bir delil gibi çalışır. Belge yoksa, emlakçının “ben buldum, ben tanıştırdım” iddiasını ispatı zorlaşır. İş sahibi açısından da, gösterme yapılmadan imza atılan belge ileride “gösterildi” tartışmasına yol açabilir. Bu nedenle imza tarihi, taşınmaz bilgisi ve alıcı-kiracı kimliği doğru yazılmış, ayrı ayrı düzenlenmiş bir yer gösterme belgesi pratikte önemlidir.

Avukat Mustafa Kök profil fotoğrafı
İstanbul Avukat

Avukat Mustafa Kök

Avukat Mustafa Kök, 2018 yılında İstanbul Ataşehir’de kurulan Kök Hukuk Bürosu bünyesinde miras hukuku, gayrimenkul hukuku, aile hukuku, kira hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku, vergi hukuku, sigorta hukuku ve tazminat hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunar.

İstanbul Barosu

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir