Fiil Ehliyeti Nedir?

Fiil ehliyeti, bireylerin yasal işlemleri kendi başlarına yapabilme yeteneğini ifade eder. Türk Medeni Kanunu’nun 9-16. maddeleri arasında detaylandırılmıştır. Kişiye hem hukuki hakların kullanılabilmesini hem de hukuki yükümlülüklerin üstlenilebilmesine olanak tanır. Bir başka deyişle, fiil ehliyeti, kişinin hukuki işlemleri bağımsız olarak yapabilme kapasitesinin bir göstergesidir.

Fiil ehliyeti, bir kişinin yasal haklardan yararlanabilmesinin yanı sıra hukuki işlemleri gerçekleştirirken sorumluluk da taşıyabilmesi demektir. Fiil ehliyetine sahip olabilmenin bazı zorunlu koşulları vardır.

Ayırt Etme Gücüne Sahip Olmak

Fiil Ehliyetine sahip olabilmenin ön şartlarından biri, kişinin ayırt etme gücüne sahip olmasıdır. Eğer bir kişi yaşının küçüklüğü nedeniyle, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da benzeri sebeplerle akla uygun kararlar verme becerisinden yoksun değilse, ayırt etme gücüne sahip olduğu kabul edilir.

 Bu tanımdan yola çıkarak, bir kişinin fiil ehliyetine sahip olduğunu söyleyebilmek için, onun yaptığı eylemlerin ve işlemlerin önemini ve sonuçlarını anlayabilir olması gerektiği anlaşılır.

Fiil ehliyeti, bir kişinin hukuk düzeni içerisinde kendi eylemleri üzerinde etkin bir şekilde hak iddia edebilmesini ve sorumluluk alabilmesini ifade eder. Bunun için, kişinin iyiyle kötüyü, yararlıyla zararlıyı birbirinden ayırt edebilecek zihinsel yetkinlikte olması şarttır. 

Bu kapsamda, bir bireyin sürücü belgesi almaya hak kazanabilmesi için de ayırt etme gücüne sahip olması beklenir. Çünkü sürücülük, sorumluluk gerektiren ve hızlı karar verebilme yetisini zorunlu kılan bir aktivitedir. Dolayısıyla, trafiğe çıkacak kişinin ayırt etme gücüne sahip olması, hem kendi güvenliği hem de diğer sürücüler ve yayalar açısından büyük önem taşır.

Ergin Olmak

Ehliyet sahibi olmanın önemli koşullarından biri, ergin olmaktır. Fiil ehliyetine sahip olabilmek için yetişkinlik sıfatına ulaşılması gerekmektedir. Erginlik, Türk hukukunda belli başlı yollardan elde edilir ve bu yollar şu şekilde sıralanır. 

Kişinin reşit olması, 18 yaşını doldurmasıyla gerçekleşir. Bu süreçte herhangi bir ek koşula ihtiyaç duyulmaz. Kişinin evlenmesi durumunda da erginlik sıfatı kazanılır. 17 yaşını tamamlamış bireyler, veli veya vasi rızası veya mahkeme kararı ile evlenebilir.

Eğer kişi 16 yaşını doldurmuş ise ve olağanüstü bir durum söz konusu ise (hamilelik gibi), hakim kararı ile evlenmesi mümkündür. Ancak bu durumda veli veya vasi izni yeterli değildir. 16 yaşın altındaki bireylerin evlenmesi Türkiye’de yasal olarak mümkün değildir. Her durumda 16 yaşın altı için evlilik engellenir ve izin verilmez.

Ergin olmayan kişilerin fiil ehliyeti kazanması için başka bir yöntem ise ergin kılınmadır. 15 yaşını doldurmuş bir kişi, kendi isteği ve velinin rızası ile mahkeme kararı sayesinde ergin kılınabilir. (Türk Medeni Kanunu madde 12)

Fiil ehliyetine sahip olabilmek için bu koşulların yerine getirilmesi şarttır ve kişilere yasal haklarını kullanma ve yasal işlem yapabilme yetkinliği verir.

Kısıtlı Olmamak

Fiil ehliyetine sahip olabilmenin önemli şartlarından biri kısıtlı olmamaktır. Kısıtlılığın nedenleri arasında çeşitli durumlar yer alır ve bu durumlar, kişinin kendi kararlarını alabilme yetisini olumsuz etkileyebilir. İşte kısıtlılığa yol açan dört temel durum.

Türk Medeni Kanununun 405. maddesinde belirtildiği üzere, akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanır.

Türk Medeni Kanununun 406. maddesine göre, “savurganlık, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetme sebebiyle kendini veya ailesini maddi tehlikeye atan ve bu nedenle sürekli korunma ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin” kısıtlanabilir.

Bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezasına çarptırılan kişiler, Türk Medeni Kanununun 407 maddesine istinaden kısıtlı sayılırlar.

TMK madde 408 gereğince, “yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık gibi nedenlerle işlerini yeterince yönetemeyeceğini kanıtlayan herkes, kişisel istek üzerine kısıtlanabilir.”

Fiil ehliyeti, yani hukuki işlemleri yapabilme yetisi, bu sayılan kısıtlılık hallerinden herhangi birine sahip olan kişiler için sınırlıdır. Dolayısıyla ehliyet konusunda herhangi bir kısıtlılığı bulunmayan ve tam bir karar yeteneğine sahip bireyler, hukuki anlamda işlemlerini geçerli bir şekilde yapabilirler.

Kişinin fiil ehliyetine sahip olması için bu koşulların tümü eksiksiz biçimde karşılanmalıdır. Bu niteliklerin tamamına veya bir kısmına sahip olunmaması, kişinin tam fiil ehliyetine sahip olamayacağı anlamına gelmektedir.

Fiil ehliyeti, hukuki işlemleri bağımsız bir şekilde yapabilme ve bu işlemlerden sorumluluk alabilme yeteneğini temsil eder. Ayrıca sınırlı ehliyet, sınırlı ehliyetsizlik ve tam ehliyetsizlik gibi farklı seviyeleri de barındırır.

Tam Ehliyet: Kanunla ve belirtilen şartlarla tam ehliyet sahibi kişiler, hukuki işlem yapma, borç altına girme ve cezai sorumluluk taşıma hakkına sahiptir. Bu kişiler ayırt etme gücüne sahip, ergin ve kısıtlı olmayan gerçek kişilerdir.

Tam Ehliyetsizler: Bu kişiler, ayırt etme gücü olmadıklarından dolayı hiçbir hukuki ve cezai sorumluluğa sahip değillerdir.

Sınırlı Ehliyetliler: Ergin ve ayırt etme gücüne sahip olmalarına karşın, belirli durumlarda hukuki işlem yapma kapasiteleri kısıtlanan kişilerdir. Bu kişilerin genel olarak cezai sorumlulukları bulunur.

Sınırlı Ehliyetsizler: Ayırt etme gücüne sahip küçükler ve kısıtlılar bu gruba dahildir. Bunlar ergin olmadıkları için yasal temsilcilerinin izni olmadan borçlanamazlar ve duruma göre değişen cezai sorumluluklara tabidirler.

İsteğe Bağlı Kısıtlılar: Yaşlılık, engellilik, deneyimsizlik veya ağır hastalık gibi nedenlerle kendi işlerini yönetmekte yetersiz olan her ergin, kendi talebiyle kısıtlama talep edebilir (Türk Medeni Kanunu madde 408)

Hak Ehliyeti İle Fiil Ehliyeti Arasındaki Fark Nedir?

Her insanın hukuki açıdan fiil gerçekleştirme yetkinliği olan fiil ehliyeti ve haklara sahip olma kabiliyeti olan hak ehliyeti vardır. 

Fiil Ehliyetine sahip her bireyin aynı zamanda hak ehliyeti bulunur, fakat hak ehliyetine sahip her kişi otomatik olarak fiil ehliyetine sahip değildir. Hak sahibi olma kapasitesi, yani hak ehliyeti, daha geniş şartlar barındırırken, bireyin hukuki işlem yapabilme kapasitesi olan fiil ehliyeti, daha özel ve belirli şartlara bağlıdır. Temel olarak, kişiler hak ehliyetine doğuştan sahiptirler; buna karşılık fiil ehliyeti, kişinin ergin olmasıyla elde edilir. İnsanlar kendi iradeleriyle hak ehliyetinden feragat edemezler. Zira hak ehliyeti, varoluşsal hakların bir gereğidir. Ancak, belirli durumlarda, kişiler kendi istekleriyle fiil ehliyeti kapsamında yapılabilecek işlemler üzerinde kısıtlamalar getirebilirler. Örneğin, bir kimsenin kısıtlılık kararı alması gibi iradi bir tercihle, kendi fiil ehliyetini sınırlı bir şekilde askıya alabilir. Kısaca, fiil ehliyetine sahip olabilmek için genellikle erginlik ve akıl sağlığı gibi belirli şartların yerine getirilmesi gerekirken, hak ehliyeti sadece insan olmakla başlar ve hayat boyu devam eder. Birinin hukuki anlamda işlem yapabilme gücü olan Fiil Ehliyeti üzerinde kısıtlamalar söz konusu olabilirken, temel haklar bağlamında kişisel yetiler bütünü olan hak ehliyetinde böyle bir sınırlama mümkün değildir.

[forminator_form id=”12056″]

Yorum yapın