Yaşlılara Vasi Tayini
Yaşlı kişiler kimi zaman kötü niyetli kişiler tarafından aldatılmakta, farklı yollarla gayrimenkulleri ve diğer mal varlıkları ellerinden alınmaktadır. Yaşlı kişiler kendisine yaklaşanların gerçek niyetini ayırt etmekte zorlanabilir ve mal varlığına ilişkin işlemleri sağlıklı biçimde değerlendiremeyebilir. Ne tür bir belgeye imza attığının ya da yaptığı işlemlerin ne sonuç doğuracağını yeterince kavrayamayabilir.
Kendi işlerini göremeyecek durumda yaşlı olan, hafıza kaybı yaşayan kişilere mahkeme tarafından vasi tayin edilir. Dava dilekçesinde, kısıtlanması istenilen yaşlı bireyin artık malvarlığı işlemlerini sağlıklı biçimde idrak edemediği açıkça ortaya konulmalıdır. Vasi tayini hem kişinin korunması hem de mevcut mal varlığının daha fazla zarara uğramasının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Yaşlılara vasi tayini Türk Medeni Kanununun 408 maddesinde düzenlenmiştir. Yaşlılık, engellilik ya da ağır hastalık nedeniyle işlerini gerektiği şekilde yürütemeyen herkese vasi tayin edilebilir. Bir kimse dinlenilmeden yaşlılığı sebebiyle kendisine vasi tayin edilemez.
Kendisine Vasi Tayin Edilecek Yaşlının Hastaneye Sevk Edilerek Rapor Alınması Gerekir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2012/6896 Esas, 2012/7840 Karar
Davacılar vekili dava dilekçesinde, davacıların babasının yaşlı ve akıl hastası olduğunu, mallarını idare edemediğini, savurgan olduğunu ileri sürerek kısıtlanıp kendisine vasi atanmasını istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden Türk Medeni Kanununun 405. ve 406. maddeleri uyarınca kısıtlanması istenilen davacıların babalarının 1939 doğumlu olduğu mahkemece kısıtlanması istenilen hakkında sağlık kurulu raporu alınmadan hüküm verildiği anlaşılmaktadır.Türk Medeni Kanununun 409. maddesi hükmü uyarınca akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle kısıtlamaya ancak resmi sağlık kurulu raporu üzerine karar verilir. Kısıtlanması istenilen … hakkında resmi sağlık kurulu raporu alınmadan eksik incelemeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2013/18685 Esas, 2014/3176 Karar
Davacı dava dilekçesinde; annesinin zeka geriliği, davranış bozukluğu olduğu, ayrıca hasta ve yaşlı olması nedeniyle TMK.nın 405.maddesi gereğince kısıtlanmasını istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin hükmüne dayanak yapılan Bafra Devlet Hastanesi’nin 16.04.2013 tarihli raporunda kısıtlanması talep edilen kişinin sadece kendisine vasi tayini gerekmediği belirtilmiş, başkaca hiçbir açıklamanın olmadığı görülmüştür. Kısıtlanması talep edilen kişinin raporu eksik ve hüküm kurmaya elverişli değildir. Bu eksikliğin giderilmesi için mahkemece dosyadaki daha önce alınmış olan raporlar da eklenerek ilgilinin tam teşekküllü devlet hastanesine sevk edilerek muayenesi yaptırılıp, Türk Medeni Kanunu’nun 405.maddesinde yer alan kısıtlama sebebinin bulunup bulunmadığının raporla tespiti yaptırılıp, oluşacak sonuç doğrultusunda; TMK.nın 29. maddesi de dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yaşlılara Vasi Tayininde Yetkili Mahkeme
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2016/847 Esas, 2016/969 Karar
Karşıyaka Sulh Hukuk Mahkemesince, kısıtlı adayının Ankara’da yaşlı bakım evinde kaldığı ve yaşlı bakımevlerinin kişilerin kendi paralarıyla kaldığı ve ikamet amacıyla bulundukları yerler olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. Ankara Sulh Hukuk Mahkemesince ise, kısıtlı adayının adres kayıt sisteminde kayıtlı adresinin “İzmir” olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir.
Türk Medenî Kanununun 411. maddesine göre, “Vesayet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairelerine aittir.” Aynı Kanunun 19/1. maddesi uyarınca “Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.” Yine aynı Kanunun 22. maddesi uyarınca “Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma, yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz.”
Vasi adayının 22.10.2015 tarihli dilekçesinden kısıtlı adayının vasi adayı ile birlikte “….” anlaşıldığından, uyuşmazlığın Karşıyaka Sulh Hukuk Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2014/21571 Esas, 2015/212 Karar
Dava, yaşlı ve hasta kişiye vasi tayini istemine ilişkindir. Türk Medeni Kanununun 411. maddesine göre “vesayet işlerinde yetki, küçüğün veya kısıtlının yerleşim yerindeki vesayet dairesine aittir.” Aynı Yasanın 19. maddesinde de; “Bir kimsenin ikametgahı, yerleşmek niyetiyle oturduğu yerdir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Dosya kapsamından, her ne kadar kısıtlı adayının adrese dayalı nüfus kayıt sistemindeki adresi “K…Mah. … Sok. No:… …../….” ise de, vasi adayı oğlunun talep dilekçesi içeriğine göre kısıtlı adayının bedensel ve ruhsal yönden hasta olup kendisinin yanında “…Mah. …. Sok. No:…/…” adresinde kaldığı, bakım ve gözetiminin vasi adayı oğlu tarafından karşılandığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın …Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Raporlar Arasında Çelişki Varsa Adli Tıp Kurumundan Rapor Alınmalıdır.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2012/9732 Esas, 2012/9877 Karar
Davacılar vekili dava dilekçesinde; babası Hasan’ın yaşlı olduğunu, akıl sağlığının yerinde olmadığını, savurganlığı bulunduğunu belirterek vasi atanmasını istemiş, mahkemece davanın kabulü ile Türk Medeni Kanunu’nun 405.maddesi gereğince vasi atanmasına karar verilmiştir.
Mahkemenin hükmüne dayanak yapılan Bodrum Devlet Hastanesinin 08.12.2011 tarihli raporunda kısıtlanması talep edilen kişinin demasiyel sendrom nedeniyle akli dengesinin yerinde olmadığı, hukuki ehliyetinin bulunmadığı, kendisine vasi tayini gerektiği belirtilmiştir. Aynı hastanenin 04.03.2008 ve 01.12.2011 tarihli raporlarında ise kısıtlı adayının akıl hastalığının bulunmadığı belirtilmiştir.
Yine temyiz dilekçesi ekinde sunulan Taksim Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 19.11.2011 tarihli raporunda da kısıtlanması talep edilen kişinin halen normal olduğu hususuna yer verilmiştir. Kısıtlanması talep edilen kişinin raporları arasında çelişki vardır.
Bu çelişkinin giderilmesi için dosyadaki daha önce alınmış olan raporlar da eklenerek ilgilinin Adli Tıp ilgili İhtisas Kuruluna sevk edilmesi ve muayenesi yapılarak Türk Medeni Kanunu’nun 405.maddesinde yer alan kısıtlama sebebinin bulunup bulunmadığının resmi sağlık kurulu raporu ile tespiti ve oluşacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2012/13922 Esas, 2013/1005 Karar
Davacılar dava dilekçesinde; babalarının yaşlı ve akli melekelerinin yerinde olmadığını ayrıca mallarını da idare edemediğini ileri sürerek kısıtlanmasını istemişlerdir. Mahkemece dava kabul edilerek Türk Medeni Kanunu’nun 404.maddesi gereğince kısıtlanmasına ve kendisine vasi atanmasına karar verilmiş, hüküm kısıtlanması istenen kişinin vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece kısıtlı adayının sağlık durumununun tespiti için aldırılan raporda kısıtlanması talep edilen kişinin durumunun ayrıntılı değerlendirilmesi için ileri bir merkeze sevkinin uygun olduğu belirtilmiş, Devlet Hastanesinin raporunda ise; kısıtlanması talep edilen kişinin anksiyete yoğunluğu olduğu ve rapor için yeterli kanaatın oluşmadığı, bir hafta sonra yeniden değerlendirilmesinin uygun olacağı belirtilmiş, yine aynı hastanenin 05.06.2011 tarihli raporunda; kısıtlanması talep edilen kişinin demansiyel semptomlar tespit edildiği, yasal danışman atanmasının uygun olacağı bildirilmiştir. Böylece alınan raporlar arasında çelişki oluştuğu anlaşılmaktadır. Bu çelişkinin giderilmesi için alınan raporların tamamı eklenerek ilgilinin Adli Tıp ilgili İhtisas Kuruluna sevk edilmesi ve muayenesi yapılarak Türk Medeni Kanunu’nun 405.maddesinde yer alan kısıtlama sebebinin bulunup bulunmadığının tespiti ile oluşacak sonuç uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, ….01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Kısıtlı Adayı Yaşlının Mahkemece Dinlenilmesi Gerekir
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2013/3280 Esas, 2013/4576 Karar
Davacı dava dilekçesinde; üvey babasının yaşlı ve hasta olduğunu, kendi işlerini kendisinin göremediğini belirtirek kısıtlanmasını ve kendisinin üvey babasına vasi atanmasını istemiş, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; kısıtlı adayının 1935 doğumlu olduğu, Devlet Hastanesinin 24.08.2012 ve 04.09.2012 tarihli raporlarına göre ise kısıtlı adayında akıl hastalığı tespit edilmediği, diabet ve sol dizaltı amputasyonu bulunduğu, %80 vücut fonksiyon kaybı mevcut olduğu, bu hali ile vasi tayini gerekmediği, mahkemece gözlemlenen durumu itibariyla da kendi başına hareket yeteneğinin olmadığı, hastalığı nedeniyle sol ayağının dizden aşağısının, sağ ayağının ise topuk ve parmaklarının kesik olduğu, kısıtlanması istenilen kişinin 29.08.2012 tarihli oturumda kendisinin bakıma muhtaç olduğunu, kendisinin başkasından yardım almadan işlerini göremediğini, kısıtlanmak istediğini açıkca ifade ettiği anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanunu’nun 408. maddesi uyarınca yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir. Tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde Türk Medeni Kanunu’nun 408. maddesi koşullarının oluştuğu ve istek üzerine kısıtlama talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2014/11130 Esas, 2014/12522 Karar
Dava dilekçesinde, kısıtlı adayı Penbe’nin yaşlı ve hasta olduğunu, kendi ihtiyaçlarını karşılayacak durumda olmadığı bildirilerek, vasi atanması istenilmiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile kısıtlı adayına yasal danışman atanmasına karar verilmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 408. maddesinde ”yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilir” hükmü yer almaktadır.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden, kısıtlanması istenen kişinin 01.04.1937 doğumlu olduğu, davacı tarafından yaşlılık ve hastalık nedenleriyle kısıtlanması istendiği, mahkemece Eskişehir Devlet Hastanesinden alınan 07.10.2013 tarihli raporunda; kısıtlı adayına “Senilite” tanısı konulduğu, mahkemece dinlenmesinde fayda olduğunun bildirildiği halde davada kısıtlı adayı dinlenilmeden, kendisine yasal danışman atandığı anlaşılmıştır.
Yukarıda gösterilen yasal düzenleme dikkate alındığında, kısıtlı adayı mahkemece dinlenilmeden, tarafların gösterecekleri delillerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2012/3863 Esas, 2012/6029 Karar
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin babasının çok yaşlı olduğunu, ilerlemiş yaşının etkisi ile özel ve resmi işlerini takip edemediğini, bunama sonucu akıl zayıflığı yaşadığını, fiil ehliyetinin gerektirdiği şartları taşıyamadığını, üçüncü kişilerin hakimiyeti altında hareket ederek kendisi için fayda ve zarar ölçüsünü gözetemediğini bu nedenle vesayet altına alınmasına karar verilmesini istemiş, mahkemece ilgilinin hastane raporuna göre kısıtlanmasını gerektirir bir durumun olmaması nedeniyle mahkemece duruşma açılmaksızın evrak üzerinde davanın reddine karar verilmiştir.
Vasi tayin edilmesine ilişkin taleplerin evrak üzerinde incelenerek karara bağlanacağına ilişkin yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 27.maddesi hükmüne göre, davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak, yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir. Bu nedenle makemece duruşma açarak taraflara delillerini sorup, gösterdikleri takdirde delillerini toplayıp, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile şimdilik diğer yönleri incelenmeksizin hükmün bozulmasına oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2014/753 Esas, 2014/7081 Karar
Davacı, A.. K..’ın yaşlılık ve hastalık nedenleriyle kendi işlerini göremeyecek durumda olduğunu ileri sürerek kısıtlanmasını istemiş, mahkemece kısıtlanması istenilenin “müşavir altına alınmasına” karar verilmiştir.
Davada kısıtlanması istenilenin ağır hastalığı ve yaşlı olması nedeniyle Türk Medeni Kanunu’nun 408. maddesine dayanıldığı halde, mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmadan, kısıtlı adayının akıl sağlığının yerinde olup olmadığı yönünde rapor alınmasıyla yetinilerek hüküm kurulmuştur. Kısıtlı adayının kendi işlerini göremediği gerekçesiyle kendisine vasi atanması talep edildiğine göre; TMK’nun 408. maddesi kapsamında gerekli araştırma yapılarak rapor alındıktan ve kısıtlı adayı dinlendikten sonra karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile mahkemece “müşavir altına alınması” yönünde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mal Varlığını Kötü Yöneten Yaşlılara Vasi Tayini
Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 2014/648 Esas, 2014/9592 Karar
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların babasının hasta ve yaşlı olduğunu işlerini kendisinin göremediğini, başkalarının yönlendirmesi ile hareket ettiğini, taşınmazlarını sattığını, mal varlığını kötü yönettiğini ileri sürerek kısıtlanmasını ve vasi atanmasını istemiştir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 406.maddesi, savurganlığı, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşam tarzı veya mal varlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her erginin kısıtlanacağını hükme bağlamıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacıların babası olan ve kısıtlanması istenilen kişinin 1936 doğumlu olduğu, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden alınan raporda kısıtlanması istenilen kişiye vasi tayini gerekmediğinin bildirildiği, mahkemece resmi sağlık kurulundan rapor alınarak ilgilinin akli durumu değerlendirildiği, ancak dava dilekçesinde yer alan malvarlığını kötü yönetme, savurganlık iddiası yönünden herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmadan ve başkaca bir delil toplanmadan davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Tüm delillerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile davanın tümden reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.