Hemen Ara
WhatsApp
Makaleler

Mal Ayrılığı Sözleşmesi Nedir?

1 Ağustos 2026 Güncellendi: 8 Ağustos 2026 13 dk okuma

Mal ayrılığı sözleşmesi, eşlerin evlilik süresince ve evlilik sona erdiğinde malvarlığının kime ait sayılacağını belirleyen resmî bir mal rejimi seçimidir. Noterde düzenleme veya onaylama yoluyla yapılır; evlenme başvurusu sırasında yazılı bildirimle de seçilebilir ve kural olarak ileriye etkili sonuç doğurur. Bu rejimde her eş kendi malvarlığı üzerinde yönetim ve tasarruf yetkisini koruduğu için özellikle evlilik öncesi birikimi olanlar, ticari risk taşıyanlar veya miras planı yapmak isteyenler için netlik sağlar. Evde hazırlanıp imzalanan metinlerin geçersiz olması, sözleşmenin nafaka, velayet gibi konuları kapsadığını sanmak ve başlangıç tarihini net yazmamak, pratikte en pahalı yanlış anlamalardan biridir.

Mal ayrılığı rejimi ve mal rejimi sözleşmesi ne demektir?

Yasal mal rejimi nedir, Türkiye’de kural hangisi?

Yasal mal rejimi, eşler evlenirken ayrıca bir seçim yapmadığında kendiliğinden uygulanan rejimdir. Türkiye’de kural, Türk Medeni Kanunu’na göre edinilmiş mallara katılma rejimidir.

Bu rejimde, evlilik devam ederken her eş kendi malvarlığını yönetir. Ancak evlilik sona erdiğinde (boşanma, ölüm gibi) özellikle evlilik sürecinde “edinilmiş” sayılan değerler üzerinden bir katılma alacağı hesabı gündeme gelir. Kısacası “evlilikte kimin üstündeyse onundur” gibi basit bir mantık yoktur; kişisel mal ve edinilmiş mal ayrımı önemlidir.

Eşler, bu yasal kuralı değiştirmek isterse bir mal rejimi sözleşmesi ile kanunda sayılan diğer rejimlerden birini seçebilir. Bu sözleşme evlenmeden önce veya evlendikten sonra yapılabilir. Halk arasında çoğu zaman “evlilik sözleşmesi” diye anılır.

Mal ayrılığı rejiminin temel özellikleri

Mal ayrılığı rejimi, her eşin kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf yetkisini koruduğu bir rejimdir. Yani evlilik içinde alınan bir mal, kural olarak kimin adına alındıysa onun malvarlığında kalır.

Bu rejimin en pratik sonucu şudur: Boşanma halinde “edinilmiş mallara katılma” rejimindeki gibi otomatik bir katılma alacağı sistemi uygulanmaz. Buna rağmen, eşlerin birlikte para koyduğu veya bir eşin diğerinin malına karşılıksız katkı sağladığı durumlarda, somut olaya göre farklı alacak talepleri ve ispat tartışmaları doğabilir.

Mal ayrılığı, mal rejimi sözleşmesiyle seçilebilen rejimlerden biridir. Kanun, mal rejimi sözleşmesinin noterde yapılmasını ya da evlenme başvurusu sırasında yazılı bildirimle rejim seçimini mümkün kılar.

Mal rejimi sözleşmesi noterde nasıl yapılır, geçerlilik şartları nelerdir?

Noterde düzenleme ve onaylama arasındaki fark

Mal rejimi sözleşmesi, kanunen noterde düzenleme veya noterde onaylama şeklinde yapılır. Ayrıca evlenme başvurusu sırasında, seçilen mal rejimi yazılı olarak da bildirilebilir. (Türk Medeni Kanunu m.205)

Düzenleme şeklinde işlemde metin noterlikte resmî senet olarak düzenlenir. Taraf beyanları noterce tutanağa geçirilir, okunur ve imzalanır. Uygulamada özellikle kapsamlı hükümler düşünülüyorsa daha kontrollü bir yoldur.

Onaylama şeklinde işlemde ise eşler metni önceden hazırlar. Noter, metnin altındaki imzaların ilgili kişilere ait olduğunu onaylar. Metnin içeriği yine hukukî sonuç doğurur; bu yüzden “sadece imza attık” rahatlığı çoğu zaman yanıltıcıdır.

Geçerlilik için temel şartlar özetle şunlardır:

  • Tarafların ayırt etme gücü bulunmalı; küçük veya kısıtlıysa yasal temsilci rızası gerekir.
  • Sözleşme, noterde düzenleme/onaylama şeklinde yapılmalı ve taraflarca imzalanmalıdır.
  • Seçim, kanunda izin verilen mal rejimleriyle sınırlıdır.

Yabancı uyruklu eşte tercüman ve imza süreci

Yabancı uyruklu eşin Türkçe okuma-yazma veya anlama düzeyi yeterli değilse, noter işlemi genellikle yeminli tercüman eşliğinde yürütür. Tercüman, metnin anlamını taraflara aktarır ve işlem evrakını da imzalar.

Tercüme ve tercümanla ilgili pratik bir nokta şudur: Noterlikte kullanılacak tercümelerde, çevirinin bir “büro” adına değil, çeviriyi yapan tercüman tarafından imzalanması beklenir. Noter, tercümanın yeterliliği ve yemini gibi hususlarda dosya düzenine göre hareket eder.

İmza aşamasında metin taraflara okunur; tercüman da içerik ve irade beyanının doğru anlaşıldığını destekleyen bir köprü rolü görür. Bu nedenle randevudan önce, gerekli belgeler ve tercüman ihtiyacı notere sorularak netleştirilmesi gecikmeleri azaltır.

Evlenme başvurusu sırasında mal rejimi seçimi nasıl bildirilir?

Yazılı bildirimle sadece rejim seçimi yapılması

Evlilik başvurusu yapılırken, eşler yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimini istemezse, seçtikleri mal rejimini evlendirme memuruna yazılı olarak bildirebilir. Bu imkan, Türk Medeni Kanunu’nda mal rejimi sözleşmesinin şekli düzenlenirken ayrıca tanınmış pratik bir yoldur. Bu bildirim, notere gitmeden sadece “hangi rejimi seçtiğinizin” kayda geçirilmesini sağlar. Konu, Türk Medeni Kanunu m.205 çerçevesinde değerlendirilir.

Uygulamada süreç basittir: Evlendirme dairesine verilen evlenme evraklarına, iki tarafın imzaladığı kısa bir dilekçe eklenir. Dilekçede hangi mal rejiminin seçildiği net yazılır. Evlendirme memurluğu bu beyanı evlenme kayıtlarına işler ve dosyada saklar. Kaybolma ve ispat sorunlarını önlemek için dilekçenin bir kopyasını “alındı” şerhi ile almak faydalıdır.

Bu yol, özellikle “sadece mal ayrılığını seçelim, başka madde istemiyoruz” diyen çiftler için zaman kazandırır.

Bu yolla özel madde eklenemeyen durumlar

Evlenme başvurusu sırasında yapılan yazılı bildirim, mal rejimi sözleşmesi gibi ayrıntılı hükümler kurmak için kullanılmaz. Evlendirme memuru, seçilen rejimin kanundaki düzenlemesinden farklı özel anlaşmaları kabul edemez. Bu yaklaşım, idarenin evlenme işlemlerine ilişkin açıklamalarında da açıkça vurgulanır. (Nüfus ve Vatandaşlık İşleri “Evlenme İşlemleri” sayfası.)

Örneğin şu tür “özel maddeler” bu yolla geçerli şekilde eklenemez: belirli bir evin şimdiden bir eşe bırakılması, ileride alınacak malların paylaşım yöntemi, şirket hisselerine dair ayrıntılı tasfiye kuralları, “boşanmada nafaka olmayacak” gibi aile hukukunun başka alanlarına giren hükümler.

Bu tip düzenlemeler isteniyorsa doğru yol, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde mal rejimi sözleşmesi yapmaktır. Bu sayede hem şekil şartı sağlanır hem de metnin kapsamı netleşir.

Mal ayrılığı mı edinilmiş mallara katılma mı, farkları nelerdir?

Seçilebilecek diğer mal rejimleri kısaca

Türkiye’de eşler arasında kural olarak edinilmiş mallara katılma uygulanır. Evlilik içinde emek karşılığı edinilen malvarlığı değerleri, evlilik sona erdiğinde paylaşım hesabına konu olur. Buna karşılık miras, bağış gibi değerler çoğu durumda “kişisel mal” çizgisinde değerlendirilir.

Mal ayrılığı ise daha net bir mantıkla ilerler: Evlilik süresince her eş kendi malvarlığını yönetir. Boşanmada da kural olarak kimin üzerinde kayıtlıysa onda kalır. Bu netlik, bazen “eşlerin birlikte yaptığı katkıların” sonradan ispatını zorlaştırabilir.

Bunların dışında iki seçimlik rejim daha vardır: paylaşmalı mal ayrılığı ve mal ortaklığı. Paylaşmalı mal ayrılığı, mal ayrılığına benzer bir temel kurarken, belirli aile mallarının rejim sonunda eşit paylaşımı gibi farklı sonuçlar doğurabilir. Mal ortaklığında ise bazı malvarlığı değerleri “ortaklık malı” havuzunda toplanır ve rejimin bitişinde tasfiye farklı kurallarla yapılır. Bu rejimler Türk Medeni Kanunu’nda sayılmıştır. (Türk Medeni Kanunu)

Hangi rejim hangi durumda daha uygundur?

“En iyi mal rejimi” diye tek bir doğru yoktur. Uygunluk, çiftin gelir yapısına, malvarlığına ve risklerine göre değişir.

  • Evlilikten önce ciddi birikimi olan, aileden kalan taşınmazı bulunan veya işletme sahibi olup ticari risk taşıyan kişilerde mal ayrılığı, sınırların daha anlaşılır olmasını sağlayabilir.
  • Bir eşin çalışmadığı veya geliri belirgin düşük olduğu ailelerde edinilmiş mallara katılma, evlilik içi emeğin görünür olduğu bir denge kurabilir.
  • Eşler, “ayrı kalsın ama aile düzenini ilgilendiren bazı mallar ortak kabul edilsin” gibi daha karma bir hedefe sahipse paylaşmalı mal ayrılığı gündeme gelebilir.
  • Mal ortaklığı ise daha “tam birlik” anlayışıyla hareket eden, malvarlığını ortak havuzda toplamayı isteyen çiftlerde düşünülebilir; fakat uygulaması ve tasfiyesi daha teknik sonuçlar doğurabilir.

Seçim yapılacaksa, hedef “boşanma senaryosu” kadar ölüm halinde tasfiye ve borç riskleri açısından da konuşulmalıdır.

Mal ayrılığında boşanmada mal paylaşımı nasıl olur?

Kayıt kimin üstündeyse kural olarak kime kalır?

Mal ayrılığı rejiminde temel mantık şudur: Eşlerden her biri, yasal sınırlar içinde kendi malvarlığı üzerinde yönetim, yararlanma ve tasarruf hakkını korur. Bu yüzden boşanmada, tek başına bir malın “kimin” sayılacağı tartışmasında ilk bakılan yer çoğu zaman tapu, araç tescili, hisse kaydı gibi resmi kayıtlardır.

Ancak “kayıt kimin üstündeyse kesinlikle onundur” cümlesi her dosyada aynı sonucu vermez. Çünkü bazı durumlarda malın kime ait olduğu ispatla tartışılır. Kime ait olduğu ispat edilemeyen malların paylı mülkiyette sayılmasına ilişkin kural, mal ayrılığında da (TMK 243 atfıyla) gündeme gelebilir.

Bir diğer kritik nokta da şu: Mal ayrılığı, her zaman “hiçbir talep olmaz” demek değildir. Kayıt bir eşte olsa bile diğer eş, somut olaya göre alacak niteliğinde talepler ileri sürebilir. Bu noktada uyuşmazlık, mal paylaşımından çok “katkı var mı, ne kadar, nasıl ispatlanır” sorusuna döner.

Ortak alınan mallar, ortak kredi ve katkı payı alacağı

Ortak alınan bir mal iki eşin adına tescilliyse, zaten paylı mülkiyet vardır. Boşanmada ya anlaşmayla devredilir ya da anlaşma olmazsa paylı mülkiyetin sona erdirilmesi (ortaklığın giderilmesi) yoluna gidilebilir.

Mal tek eşin adına kayıtlıyken “ortak kredi” ödenmiş olması da pratikte çok görülür. Bu durumda mahkemeler genelde, ödemelerin kaynağına ve tarafların iradesine bakar. Diğer eşin yaptığı ödeme ve katkılar için uygulamada “katkı payı alacağı” gibi taleplerle alacak hesabı yapılması gündeme gelir.

Ev, şirket hissesi ve ortak hesap senaryoları

Ev senaryosu: Konut tapusu eşlerden birinde, kredi taksitleri fiilen iki eş tarafından karşılanıyorsa, diğer eş çoğu zaman tapudan pay istemekten ziyade ödediği tutarlar için alacak talebiyle ilerler. İspat için banka dekontları, maaş hareketleri ve ödeme planı belirleyici olur.

Şirket hissesi senaryosu: Hisseler bir eşin üzerindeyse kural olarak onun malvarlığındadır. Diğer eş “ortaklık” iddiası yerine, koyduğu sermaye, borç ödemesi veya işletmeye karşılıksız kazandırdığı değerler varsa bunları alacak kalemi olarak somutlaştırmak zorundadır.

Ortak hesap senaryosu: Müşterek hesap, tek başına “yarı yarıya paylaşım” anlamına gelmez. Uyuşmazlıkta çoğu zaman hesaba kim ne kadar yatırdı, paranın hangi amaçla toplandığı ve kimin çektiği gibi detaylar üzerinden değerlendirme yapılır.

Evliyken mal ayrılığına geçiş ve geriye dönük etkisi var mı?

Değişiklik hangi tarihten itibaren geçerli olur?

Eşler evlilik devam ederken de her zaman yeni bir mal rejimi sözleşmesi yaparak mal ayrılığına geçebilir. Bu değişiklik, kural olarak ileriye dönük sonuç doğurur. Yani sözleşmeden önceki dönem “eski rejim”, sözleşmeden sonraki dönem ise “mal ayrılığı” olarak iki ayrı zaman dilimi gibi düşünülür. (Türk Medeni Kanunu m.208 ve m.225)

Pratikte bunun anlamı şudur: Mal ayrılığına geçişten önce edinilmiş mallara katılma uygulanıyorsa, boşanma halinde o ilk döneme ilişkin tasfiye hesabı “edinilmiş mallara katılma” kurallarıyla; geçişten sonraki dönem ise “mal ayrılığı” mantığıyla değerlendirilir.

Bir de mahkeme kararıyla mal ayrılığına geçilen haller var. Boşanma davası açıldığında (veya evliliğin iptali ya da hâkimin mal ayrılığına karar vermesi halinde) mal rejiminin sona erme anı bakımından kanun, dava tarihini esas alır. Bu ayrıntı, hangi malların hangi rejime gireceğini doğrudan etkiler. (Türk Medeni Kanunu m.225)

2002 öncesi evliliklerde dönemsel uygulama uyarısı

01.01.2002 tarihinden önce evlenen çiftler için özel bir geçiş kuralı vardır. Bu evliliklerde, 01.01.2002’ye kadar tabi olunan mal rejimi devam eder. Eşler 01.01.2002’den itibaren 1 yıl içinde (yani 31.12.2002’ye kadar) başka bir mal rejimi seçmezse, 01.01.2002’den geçerli olmak üzere yasal mal rejimine geçmiş sayılır. (4722 sayılı Kanun m.10)

Aynı maddede önemli bir istisna da yer alır: Eşler bu 1 yıllık süre içinde yaptıkları sözleşmeyle, yasal mal rejiminin evlenme tarihinden itibaren geçerli olacağını kabul edebilir. Bu geriye yürüme imkanı, her durumda ve her rejim için değil, geçiş dönemiyle sınırlı ve dikkatle ele alınması gereken bir istisnadır.

Mal ayrılığı sözleşmesi neleri değiştirir, neleri değiştirmez?

Nafaka, velayet, tazminat ve “aldatma cezası” hükümleri

Mal ayrılığı sözleşmesi, temelde mal rejimini değiştirir. Yani evlilik içinde edinilen malların kime ait sayılacağı ve boşanma ya da ölüm halinde “mal rejimi tasfiyesi”nin hangi kuralla yapılacağını belirler.

Buna karşılık nafaka, velayet ve çocukla kişisel ilişki gibi konular mal rejimi sözleşmesinin alanı değildir. Bu başlıklarda hâkimin takdir ve denetimi belirleyicidir. Boşanmanın fer’î sonuçlarına ilişkin anlaşmaların da kural olarak hâkim onayı olmadan geçerli olmayacağı unutulmamalıdır. Bu yüzden “evlenmeden önce nafakadan feragat ettik” veya “velayet bende kalacak” gibi hükümler, tek başına mal rejimi sözleşmesiyle güvenli şekilde kurulamaz. (Türk Medeni Kanunu m.184)

Uygulamada sık sorulan “aldatma cezası” maddeleri de risklidir. Bu tür cezai şartlar, içeriğine göre emredici hükümlere, kamu düzenine veya kişilik haklarına aykırılık tartışması doğurabilir. En önemlisi, bu maddeler yazılmış olsa bile her somut olayda aynı şekilde işletileceği varsayımıyla hareket edilmemelidir.

Ölüm halinde mal rejimi tasfiyesi ve miras sırası

Eşlerden biri vefat ettiğinde önce mal rejimi tasfiyesi yapılır, sonra miras paylaşımı gündeme gelir. Mal ayrılığında tasfiye çoğu zaman daha sade ilerler: Her eşin kendi adına kayıtlı malvarlığı kural olarak kendisinde kalır; vefat eden eşin terebesi de kendi malvarlığı üzerinden oluşur.

Sağ kalan eşin miras payı, birlikte mirasçı olduğu zümreye göre değişir. Altsoy ile birlikteyse 1/4, anne-baba zümresiyle birlikteyse 1/2, büyük anne-baba zümresiyle birlikteyse 3/4; başka mirasçı yoksa tamamı söz konusu olur. (Türk Medeni Kanunu m.499)

Alacaklılar, borçlar ve iptal riskleri

Mal ayrılığı, “eşimin borcundan etkilenmem” düşüncesi açısından önemlidir. Genel kural, her eşin kendi borcundan kendi malvarlığıyla sorumlu olmasıdır. Ancak aile birliğini temsilen yapılan ve ailenin sürekli ihtiyaçlarına ilişkin bazı borçlarda eşlerin üçüncü kişilere karşı birlikte sorumluluğu gündeme gelebilir.

Ayrıca mal ayrılığı sözleşmesi, alacaklıları kendiliğinden bertaraf etmez. Borçtan kaçınmak amacıyla eşe yapılan devirler ve mal kaçırma şüphesi taşıyan işlemler, şartları varsa tasarrufun iptali davasına konu olabilir. (İcra ve İflas Kanunu m.277 ve devamı)

Avukat Mustafa Kök profil fotoğrafı
İstanbul Avukat

Avukat Mustafa Kök

Avukat Mustafa Kök, 2018 yılında İstanbul Ataşehir’de kurulan Kök Hukuk Bürosu bünyesinde miras hukuku, gayrimenkul hukuku, aile hukuku, kira hukuku, iş hukuku, icra ve iflas hukuku, ticaret hukuku, vergi hukuku, sigorta hukuku ve tazminat hukuku alanlarında hukuki danışmanlık ve dava takibi hizmeti sunar.

İstanbul Barosu

Yorum Yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir